44,4591 %0.16
51,3852 %0.04
İstanbul
Az bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Medya Haber MAGAZİN Sinan Akçıl: Arkadaşlarımın Ekmekleri Karşılığında Onların Ödevlerini Yapardım

Sinan Akçıl: Arkadaşlarımın Ekmekleri Karşılığında Onların Ödevlerini Yapardım

Hülya Koçyiğit, her pazar TRT 2 ekranlarında yayınlanan “Film Gibi Hayatlar” programının yeni bölümünde besteci ve müzisyen Sinan Akçıl’ı ağırladı.

Hülya Koçyiğit, TRT 2'deki programında besteci ve müzisyen Sinan Akçıl’ı konuk etti.

Çocukluk yıllarını anlatan Sinan Akçıl, sanatla iç içe büyüdüğünü şu sözlerle dile getirdi: 

“Ben 5-6 yaşlarındayken piyano çalardım, Melih Cevdet Anday şiir okurdu; Çetin Altan, Hıncal Uluç, Pavarotti gibi isimler konser sonrası bizim evde buluşulurdu. Benim sünnet düğünümde TRT caz korosu sahne almıştı. Olağanüstü bir çocukluktu.”

Babasıyla olan ilişkisine de değinen sanatçı, çalışma disiplini ve yetenek üzerine şu ifadeleri kullandı: 

“Babam bana hep ‘sen benden daha yeteneklisin, ben senden daha çalışkanım’ derdi. Klasik müzik çalışkanlığı günde en az 10 saat çalışma gerektirirdi. Ben hep yeteneğime güvendim.”

Müzik kariyerinin başlangıcını anlatan Akçıl, Sezen Aksu ile tanışmasının hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek şöyle konuştu: 

“Lise sonda Sezen Aksu’yla tanıştım, onun evine gelen sanatçılar benden şarkı istemeye başladı. Galiba benden şarkı isteyen ilk sanatçı İzel’di. Hep arka plandaki gizemli adam olmak istemiştim. ‘Ben Onno Tunç olacağım’ derdim. Sezen Aksu da bana o zamanlar Uzay Heparı benzetmeleri yapardı. O dönemler şarkı söylemeye karşıydım.”

Şarkı yazma sürecine dair düşüncelerini paylaşan sanatçı, şu ifadeleri kullandı: 

“Kafama bir konu takıldıysa onu kağıda dökmem beş dakikamı alıyor. Küçükken kompozisyon dersleri için, öğle yemeklerinde arkadaşlarımın ekmekleri karşılığında onların ödevlerini yapardım. O zamandan beri kalemimde bir güç var. Kelimelerle aram hep çok iyi oldu. Ben 5-10 dakikada şarkıları bitiririm. Allah’la aramda sanki O bana melodileri ve sözleri fısıldıyormuş gibi yakın bir bağ var. Hala iyi bir şarkı yazdıktan sonra üç kere göğsüme dokunur şükrederim. Şükretmeyi hiç bırakmadım.”

Zamanını bekleyen eserleri olduğunu da dile getiren Akçıl, “Zamanını bekleyen şarkılarım da var ama benim için iş hemen bitmeli ve planlaması yapılmalı.” dedi.

Türkiye’deki müzik gündemine dair değerlendirmelerde bulunan sanatçı, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Geçmişin duygusu bugünün sound’u daha güçlü. Bugün baktığımızda neden hala 90’lar dinleniyor? Yeni nesil de 90’lar müziğini çok seviyor çünkü orada duygu var. Şimdi de Türk müziği, Türk müzisyenleri ve sound’u teknolojiyle beraber dünyayı yakaladı ama bu sefer de duygu yok. Bu duyguyla bu sound’un buluşması lazım. Önümüzdeki yıllardan umutluyum ama yapay zekayla birlikte bir sürü besteci, söz yazarı, aranjör de ortaya çıkmaya başladı. Yapay zekanın yaptıkları yapay olarak kalıyor. O yüzden iyi besteci, iyi söz yazarları hala çok önemli.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *