46,2652 %-0.02
53,7824 %0.34
62,1538 %-0.1
İstanbul
Az bulutlu
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
yazar
medyahaber.com Yazarı
Tüm Yazıları

NATO Türkiye’den Ne İstiyor?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı), 4 Nisan 1949 tarihinde kurulmuştur. Örgüt, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin (SSCB) komünist yayılmacılığına ve askeri tehdidine karşı Batı Bloku ülkelerini korumak amacıyla, ortak bir savunma paktı olarak kurulmuştur. NATO’nun şu anda 32 tam üyesi bulunmaktadır. İttifaka en son katılan ülkeler Türkiye’nin oluru ile 2023 yılında Finlandiya ve 2024 yılında İsveç olmuştur. Türkiye ise NATO’ya 18 Şubat 1952 tarihinde üye olmuştur.

Birçok kirli operasyona katılan ve özellikle İsrail’i gizlice koruyan NATO’nun bugüne kadar gerçekleştirdiği resmi operasyonları Bosna, Kosova, Afganistan, Libya ve Aden Körfezi’ndedir. İlginç olan ise bu kadar büyük çaplı askeri ve ticari bir örgütün çok temel ve Batı’yı koruyacak diye Aden Körfezi’nde korsan kovalaması, Kaddafi’ye operasyon yapması, Afganistan’da 11 Eylül faillerini bahane edip oraları işgal etmesi kabul edilebilir nitelikte operasyonlar olmayıp göz boyamadır. 

Ayrıca görünürde İsrail bir NATO üyesi değildir ve örgütün 5. maddesindeki ortak savunma garantisinden yararlanamaz. Ancak NATO ile İsrail arasında kurumsal ve stratejik ilişkiler olduğunu her zaman İsrail lehine çalıştığı ortadadır. Örneğin Akdeniz Diyaloğu ve Ortaklık ile İsrail, 1994'ten bu yana NATO'nun Akdeniz Diyaloğu forumunun bir parçasıdır. 2016 yılında, Türkiye’nin vetosunu kaldırmasıyla birlikte İsrail, Brüksel'deki NATO merkezinde resmi bir daimi temsilcilik açmıştır. Yine NATO kurumsal olarak terörle mücadele ve Akdeniz güvenliği alanlarında İsrail ile istihbarat ve tatbikat ortaklığı yapmaktadır. 

Son dönemde ise hepten işlevini kaybeden NATO bitmiş itibarını kazanmak için yeni şeyler deniyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşında aktif rol oynayan NATO burada da başarısız olarak Ukrayna’yı Siyonist Zelensky ile yıkıma sürüklemiştir. ABD’nin silah desteğini kesmesi ile zayıflayan bu yapı şimdilerde taze kan arıyor ve bundan dolayı rotasını Türkiye’ye kırmıştır.

Bu gelişmeler üzerine Ankara’da NATO zirvesinin yapılacak olması da ülkemizin NATO’nun yeni uygulama alanı olacağını netleştirmiştir. Son dönemde ülkemizdeki savunma sanayinin gelişmesi, NATO’nun Ukrayna yüzünden kan kaybetmesi, İran’ın bölgede İsrail ve ABD ortaklı Epstein operasyonuna karşı başarılı olması NATO’yu da korkutarak Türkiye’deki NATO üslerini ve jeopolitik ve jeostratejik olarak önem kazanmıştır.

Türkiye’deki NATO üsleri; 

•    İncirlik Hava Üssü (Adana): NATO’nun Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki en stratejik lojistik ve operasyonel merkezidir. ABD Hava Kuvvetleri'nin 39. Hava Üssü kanadına ev sahipliği yapar. Son dönemde bölgedeki füze tehditlerine karşı NATO Patriot hava savunma sistemleri (İspanya ve ek ittifak bataryaları) burada konuşlandırılmıştır. Üste ayrıca NATO güvencesi kapsamında ABD'ye ait taktik nükleer silahlar barındırılmaktadır.

•    LANDCOM- Müttefik Kara Komutanlığı (İzmir/Şirinyer): NATO’nun tüm Avrupa ve ittifak genelindeki kara güçlerinin komuta, kontrol ve senkronizasyon merkezidir. Doğrudan bir muharip üs değil, üst düzey bir karargahtır.

•    Kürecik Radar Üssü (Malatya): NATO'nun Füze Savunma Sistemi'nin en kritik erken uyarı ayağıdır. Buradaki AN/TPY-2 radar sistemi, Orta Doğu'dan (özellikle İran kaynaklı) gelebilecek olası balistik füze tehditlerini çok erken aşamada tespit ederek Avrupa ve Akdeniz'deki NATO savunma sistemlerine veri aktarır. Parantez içinde İsrail için kurulmuş erken uyarı sistemidir.

•    Konya Hava Üssü: NATO'ya ait AWACS (Erken Uyarı ve Kontrol) uçaklarının konuşlandığı ve ittifakın hava sahası gözetleme görevlerini yürüttüğü stratejik bir hava üssüdür.

•    NRDC-T- Yüksek Hazırlık Dereceli Kolordu (İstanbul): NATO'nun kriz anlarında dünya genelinde hızla konuşlandırabileceği, komutasını TSK'nın yürüttüğü yüksek hazırlıklı çok uluslu askeri karargahtır.

•    Eskişehir Birleşik Hava Harekât Merkezi (CAOC): NATO'nun güney kanadındaki hava operasyonlarını yöneten ve hava sahasını denetleyen entegre komuta merkezlerinden biridir.

Yukarıda da ifade edilen sebep ve sonuçlara dayanarak 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yapılmasının, alelade, kendiliğinden değil stratejik ve gelecek perspektifi ile kararlaştırılmıştır. Zirveden dolayı 6-12 Temmuz tarihlerinde Ankara’da adeta hayat duracak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “NATO tarihinde bir referans noktası olacak” sözleriyle nitelendirdiği zirve için başkentte 70bin güvenlik ekibi görevlendirilecek ve Etimesgut havalimanı yenilenerek devlet başkanlarının özel uçakları oraya inecektir. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte liderliğinde, ittifakın 32 üye ülkesinin devlet ve hükümet başkanları katılacaktır. Hatta Trump’ın gelmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları çok efor sarf etmiş ve ikna etmişlerdi.

NATO 150 milyar avroluk Avrupa Savunma Fonu'na (SAFE) aday ülke statüsündeki Türkiye'nin de ortak projelerle katılabileceğini belirtmiştir. 150 milyarı duyan hükümet yetkilileri kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez anlayışı ile zirveyi Ankara’ya taşımışlardır.

Bütün bu değerlendirmelerden sonra diyebiliriz ki NATO’nun Türkiye’deki askeri gücü, ittifakın ABD'den sonraki en büyük ikinci ordusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olması ve Türkiye’deki savunma sanayi alanındaki gelişmeler NATO’nun iştahını kabartmıştır. Özetle NATO Türkiye’nin savunma sanayisini istiyor. 3500’den fazla irili ufaklı savunma sanayi şirketinin olması, ihracat kalemleri arasında 15 milyar doları geçmesi, NATO sekreteri Rutte’nin özel olarak Aselsan, TUSAŞ, Roketsan, Baykar gibi dev şirketlerle ilgilenip bizzat yerlerinde incelemelerde bulunması gelişmelerin en büyük alametleridir.

Bitmiş ve tükenmiş bir NATO’nun posasından hala bir şeyler çıkarmaya çalışan emperyalist ve Siyonist çevreler bunu Türkiye’nin eli ile aktifleştirmeye çalışmaları tarihin en sorunlu stratejilerinden biridir. Türkiye savunma sanayisindeki gelişmelerin temelinde İslam alemi başta olmak üzere bölgemizde ve ülkemizdeki tehlikelere karşı özellikle İsrail’in yayılmacılığına engel olunması hatta Gazze’deki soykırımın Türkiye’deki savunma sanayi envanterinin durdurabileceğini ve İsrail’e gözdağı verileceği beklenirken maalesef NATO’nun savuma sanayiyi kafa kola alması son derece üzücü ve yanlış olmuştur. 

Türkiye’deki savunma sanayinin öncüleri başta Necmettin Erbakan’ın temel hedefi İsrail ve müttefiklerini caydırıcı hale getirmek niyetiyle bu işlere başlamışlardı ama gelinen noktada her şey NATO’nun inisiyatifine bırakılmaya çalışıyor. Bu tarihi yanılgı ileride bölgemizde işleri çok daha zorlaştıracaktır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *