46,6929 %0.06
53,5143 %0.7
62,5118 %0.77
İstanbul
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Medya Haber GÜNCEL Türkiye Küçülmeye Başladı: Doğurganlık Tarihin En Düşük Seviyesinde

Türkiye Küçülmeye Başladı: Doğurganlık Tarihin En Düşük Seviyesinde

İLKE Vakfı'nın “Toplumun Görünümü 2025” raporuna göre doğurganlık hızı 1,42'ye geriledi, 65 yaş üstü nüfus toplamın %11'ine ulaştı. Rapor nüfustan aileye, eğitimden gelire Türkiye'nin dönüşümünü tek tabloda topluyor.

İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı'na bağlı Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM), “Toplumun Görünümü 2025 — Demografik ve Toplumsal Dönüşüm” raporunu yayımladı. Resmi verilere dayanan rapor; nüfus, aile, eğitim, sağlık ve gelir dağılımı başlıklarında Türkiye'nin geldiği noktayı ortaya koyuyor.

Doğurganlık Hızı Geriledi

Raporun en çarpıcı bulgusu doğurganlıkta yaşanan tarihi düşüş. Toplam doğurganlık hızı 2025'te 1,42'ye gerileyerek Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine indi. Bu değer, nüfusun kendini yenilemesi için gereken 2,10 eşiğinin belirgin biçimde altında. Uzmanlar, bu eğilimin sürmesi halinde Türkiye'nin önümüzdeki on yıllarda nüfus kaybı riskiyle karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye Hızla Yaşlanıyor

Yaşlanma da hız kazanmış durumda. 65 yaş ve üstü nüfusun toplam içindeki payı %11'e ulaştı; Türkiye artık genç değil, hızla yaşlanan bir ülke. Rapor, “demografik fırsat penceresi” olarak bilinen ve çalışabilir nüfusun yüksek olduğu dönemin 2030'ların ortasında kapanmaya başlayacağı uyarısını yapıyor.

Değişim aile yapısında da belirgin. Ortalama hanehalkı büyüklüğü 2010'daki 3,84 kişiden 2025'te 3,08'e geriledi; tek kişilik haneler artık her beş haneden birini oluşturuyor. Boşanmış nüfus 2010'daki 1,56 milyondan 3,57 milyona yükselerek on beş yılda iki katından fazla arttı.

Yüzde 20'lik Kesim Gelirin Yüzde 48,1'ini Alıyor

Eğitimde ise kuşaklar arası çarpıcı bir sıçrama var. 25-29 yaş grubunda üniversite mezunu oranı 2008'de yalnızca %11,8 iken 2024'te %45,9'a çıktı — tek bir kuşakta yaklaşık dört kat. Buna karşılık rapor, eğitim ve gelir fırsatlarının bölgeler ve toplumsal kesimler arasında hâlâ derin biçimde eşitsiz dağıldığını vurguluyor: En zengin %20'lik kesim toplam gelirin %48,1'ini alırken, en yoksul %20'ye düşen pay yalnızca %6,4.

Sağlık alanında da dikkat çekici bir veri öne çıkıyor. Türkiye'de kişi başına yıllık hekime başvuru sayısı 12,2 ile OECD ortalamasının (6,5) neredeyse iki katı; bu, dünyada Güney Kore'den sonra en yüksek ikinci değer.

TODAM tarafından hazırlanan rapor, Türkiye'nin demografik ve toplumsal dönüşümünü bütüncül bir çerçevede ele alan kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Raporun tamamına İLKE Vakfı'nın internet sitesinden ulaşılabiliyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *