44,5360 %-0.16
51,9422 %0.28
İstanbul
Kapalı
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Medya Haber SİYASET CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç: Kanun Dediğiniz Şeyin Mantığı Olur Bu Teklifte Yok

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç: Kanun Dediğiniz Şeyin Mantığı Olur Bu Teklifte Yok

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM’de görüşülen kanun teklifini eleştirerek, “Bir kanunun bir mantığı, bir sistemi ve bir hedefi olur ama bu teklifte bunlar yok” dedi.

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin birinci bölümü üzerine yaptığı konuşmada, teklifin hem içerik hem de yaklaşım açısından ciddi sorunlar barındırdığını ifade etti. Teklifin farklı alanlara ilişkin düzenlemeleri bir araya getirdiğini ancak ortak bir politika bütünlüğü sunmadığını vurgulayan Genç, sosyal devlet anlayışının bu şekilde güçlenmeyeceğini söyledi.

Sosyal desteklerin kanunda net şekilde tanımlanmadığını ve vatandaşın haklarının idarenin takdirine bırakıldığını belirten Genç, dijital düzenlemelerde ise çözüm üretmek yerine yasakçı bir yaklaşım benimsendiğini ifade etti. Konuşmasının sonunda emeklilere de değinen Genç, “32 bin lira açlık sınırında 4 bin lira artık ikramiye değil, sembolik bir ödemedir” dedi.

“Teklif, farklı alanlara ilişkin çok sayıda düzenlemeyi bir araya getiriyor”

Genç, konuşmasında teklifin sosyal politika alanında hak temelli bir yaklaşım kurmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Görüşmekte olduğumuz teklifin birinci bölümüne baktığımızda, aslında sadece bir kanun teklifini değil, Türkiye’de yasa yapma biçiminin geldiği noktayı görüyoruz. Teklif, birbirinden tamamen farklı alanlara ilişkin çok sayıda düzenlemeyi bir araya getiriyor. Sosyal hizmetler var, vergi düzenlemesi var, çalışma hayatı var, dijital alan var. Ama bunları bir araya getiren ortak bir akıl yok. Kanun dediğiniz şey, sadece maddelerin toplamı değildir. Bir mantığı, bir sistemi ve bir hedefi olur. Bu teklifte de onu göremiyoruz.

“Vatandaşın hakkı kanunla belirlenmediği sürece güvence altında değildir”

Tablonun en kritik sonucu, birinci bölümde yapılan düzenlemelerin sosyal politikayı güçlendirmek yerine hukuki güvenceleri zayıflatmasıdır. Teklifin birçok maddesinde sosyal desteklere ilişkin temel unsurların kanunda açıkça belirlenmediğini görüyoruz. Desteklerin kapsamı, süresi, miktarı ve yararlanma şartları kanunla net şekilde tanımlanmıyor, idarenin çıkaracağı yönetmeliklere bırakılıyor. Bu yaklaşım, sosyal yardımı hak olmaktan çıkarır. Vatandaşın hakkı kanunla belirlenmediği sürece güvence altında değildir. Bu aynı zamanda yasama yetkisinin fiilen idareye devredilmesi anlamına gelir ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

“Sosyal politika, engel koymaz; engelleri kaldırır”

Bu yaklaşımın sonuçlarını teklifin diğer düzenlemelerinde de görüyoruz. Aynı teklif içinde, bir tarafta sosyal destek alanı düzenlenirken diğer tarafta desteklere erişimi zorlaştırabilecek değişiklikler yapılıyor. Korunma geçmişi olan gençlerin istihdama erişiminde aranan süre artırılıyor ve yöntem değiştiriliyor. Zaten dezavantajlı bir konumdan hayata başlayan gençler için erişim koşullarının ağırlaştırılması, sosyal politika ile açıklanabilecek bir tercih değildir. Sosyal politika, engel koymaz; engelleri kaldırır.

Yine aynı şekilde sosyal hizmet alanında yapılan bazı düzenlemeler, hizmetin niteliğini güçlendirmek yerine sorumluluğu yer değiştiren bir yaklaşım içeriyor. Mevzuata aykırılık nedeniyle kapatılan bakım merkezlerinin idaresinin başka bir idari yapıya devredilmesi öngörülüyor. Bu tür düzenlemelerde asıl mesele, sorumluluğun kimde olduğu değil, denetimin nasıl sağlanacağı ve hizmet kalitesinin nasıl korunacağıdır. Çerçeve net olmadığı sürece yapılan değişiklikler sorunu çözmez, sadece yerini değiştirir.

Aynı teklif içinde yer alan dijital düzenlemelere baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Çocukları koruma iddiasıyla getirilen düzenlemeler, çözüm üretmek yerine yasak koyan bir mantıkla hazırlanmış. Oysa bu alanda yapılması gereken, yaş gruplarına göre içeriklendirme, ebeveyn denetimi, ekran süresi sınırlamaları ve kamu kurumlarının sorumluluk üstlendiği bir model kurmaktır. Bu yöndeki önerilerin reddedildiğini görüyoruz. Yani sorunu yönetmek yerine yasaklamak tercih edilmiş. Üstelik aynı dijital alanda yapılan düzenlemelerde bile kendi içinde bir bütünlük görünmüyor. Aynı alana ilişkin farklı aktörler için farklı yaptırım rejimleri öngörülüyor. Bir yerde ceza indirimi kaldırılırken, başka bir alanda korunuyor. Bu da düzenlemenin ilkesel değil, parçalı bir yaklaşımla hazırlandığını bizlere gösteriyor.

Sosyal destek diyorsunuz ama bunu hak olarak tanımlamıyorsunuz. Çocukları koruyacağız diyorsunuz ama yasak dışında bir model kurmuyorsunuz. İstihdam diyorsunuz ama erişimi kolaylaştırmıyorsunuz. Düzenleme diyorsunuz ama bütünlük kurmuyorsunuz. Sorun tam olarak burada. Cumhuriyet Halk Partisi olarak sosyal politikaların güçlenmesini savunuyoruz. Ama bunun yolu, hakları açıkça tanımlayan, erişimi kolaylaştıran, eşitliği gözeten ve öngörülebilir bir sistem kurmaktan geçer. Teklifin birinci bölümü ise bu yaklaşımı ortaya koymuyor.”

“Emekli bayrama sevinçle değil, hesap yaparak giriyor”

Konuşmasının sonunda emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çeken Genç, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde emeklilerin büyük bir geçim sıkıntısı içinde olduğunu vurguladı. İktidarın “emekliyi enflasyona ezdirmedik” söylemini eleştiren Genç, şöyle konuştu:

“Kurban Bayramı yaklaşıyor ama milyonlarca emekli bayrama sevinçle değil, hesap yaparak giriyor. TÜRK-İŞ’in son araştırmasına göre ise dört kişilik bir ailenin aylık açlık sınırı 32 bin 793 TL, yoksulluk sınırı 106 bin 817 TL’ye çıktı. Böyle bir tabloda 4 bin liralık ikramiye, ikramiye olmaktan çıkmış, sembolik bir ödemeye dönüşmüştür. Emekli artık bayramda torununa harçlık vermeyi değil, pazara nasıl çıkacağını, faturayı nasıl ödeyeceğini, mutfağa ne koyacağını düşünüyor. İktidar emekliyi enflasyona ezdirmediğini söylüyor ama gerçek hayat bunun tam tersini gösteriyor. Bayram ikramiyesi yıllar içinde alım gücünü kaybetti, emeklinin sofrasındaki yeri küçüldü, cebindeki karşılığı eridi. Kurban Bayramı öncesinde emekliye nefes aldıracak adımlar derhal atılmalı; bayram ikramiyesi artırılmalı, emekliler bayrama mahcup değil, onurla girmeli.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *