Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, “rüşvet ve yolsuzluk” iddiasıyla açılan davanın dördüncü duruşmasında savunmada bulundu. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında Böcek, hakkındaki suçlamaları reddetti. Böcek, “İddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım.” dedi. Böcek, davanın hukuki bir zeminden ziyade özel hayatına yönelik bir saldırıya dönüştüğünü savundu.
Özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine de tepki gösteren Muhittin Böcek, “Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım.” şeklinde konuştu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in “etkin pişmanlıktan yararlandığını” duyurduğu Muhittin Böcek'in oğlu Mustafa Gökhan Böcek ise “Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum” ifadelerini kullanırken, Fazlı Ateş de savcılığın ara mütalaasına katıldığını belirterek tahliye talebinde bulundu.

“Şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktı”
Mahkemede savunma yapan Muhittin Böcek, kendisine yöneltilen suçlamaların oluşmadığını düşündüğünü belirterek, “Şahsıma yönelik tüm ifadeleri dikkatlice dinledim. Hiçbir müşteki doğrudan tarafıma bir ifadede bulunmamışlardır. İlk ifadelerinde benim adımı dahi almamış, geriye kalan bazı noktalarda çıkmak için ya da tutuklanma korkusuyla ispatı mümkün olmayacak şekilde hakkımda isnatta bulunup kendileriyle çelişir bir hale düşmüşlerdir. Özetle iddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığının gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim.” dedi.
Mal varlığı açıklaması
Mal varlığına ilişkin de konuşan Böcek, “Sürelere uygun olarak eksiksiz mal beyanı verdim. Benim tüm mal varlığım rahmetli babam Mustafa Böcek adına 1954 yılında 107 dönüm yerden gelmiştir. Ata Konakları’nda 36 dairem, Atatürk Bulvarı üzerinde 6 daire, Green Konakları’nda 1 daire var. Bu süreçle ilgili kaynağı belirsiz fahiş bir artış olmuşçasına itibar suikastine uğruyorum ve çok üzülüyorum. Zaten davamız siyasidir. Bunun da altını çizmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.
“Cep telefonumdaki veriler nasıl yayıldı?”
Tutuklanma sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Böcek, bazı bilgilerin kamuoyuna servis edildiğini öne sürerek, “Polisler 5 Temmuz’da geldi. Tutuklandığım zamanlarda dikkatinizi çekerim, bakın avukatlarımda olmayan bilgi birkaç kalemşör tarafından kamuoyuna düşürüldü. Onlara da davalarını açtım, onlarla da hesaplaşacağız. Yani böyle bir şey olabilir mi? Cep telefonumdaki veriler nasıl yayılabilir, bunu da Akın Gürlek Bakanıma soracağım.” dedi.
“Aldığım ilaç sayısı 22'ye çıktı”
Sağlık durumuna ilişkin de beyanda bulunan Böcek, cezaevi sürecinde sağlık sorunlarının arttığını ifade ederek şunları söyledi:
“Kovidde kendimi Türk hekimlerine emanet ettim. Ancak o hekimler sağlık durumunun belliyken bana cezaevinde kalabilir diye rapor sundular. Bunu da birkaç kalemşör daha avukatlarımın bilgisi yokken kamuoyuna verdiler. Aldığım ilaç sayısı 12 iken bugün itibariyle bu sayı 22’ye çıkmıştır. 15 defa hastaneye götürdüler. Çok ağır uyku apnem var. Bu ciddi bir rahatsızlıktır. Amcalarım ve annem kalpten rahmetli oldu.”
Muhittin Böcek Tahliyesini İstedi
Yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Muhittin Böcek, “10 aydır tutukluyum. Herkesin ifadesi alındı, deliller toplandı. Dolayısıyla delil karartma veya başkan olmamdan dolayı kaçma şüphem olmadığından tahliyemi talep ediyorum.” dedi.
Muhittin Böcek'in avukatı söz aldı
Duruşmada söz alan Muhittin Böcek’in avukatı da soruşturma sürecine ve dosyadaki suçlamalara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Dosyada yöneltilen suçlamaların hukuki açıdan yeterli olmadığını savunan Avukat Hüseyin Kaya, “Ben bu dosyada kara para, zimmet gibi ağır suçlar beklerken kala kala elimizde icbar ve irtikap kalmış. Ancak her iki iddianın da fişe sokulunca yanmayacak bir ampul gibi olduğunu düşünüyorum. Kesin olmayan bir şeyden cezalandırma yapılacağını düşünüyorum.” dedi.
İş insanlarının belediye başkanlarına yakın olmak istemesinin doğal olduğunu belirten Kaya, “Belediye başkanına iş adamı yakın olmak ister. İş insanları işteki becerilerini iş almada gösterirler. Ancak bu iddianamede bu beceri ağır suç sayıldı. Serbest teşebbüs anayasa ile koruma ve kayıt altındadır” ifadelerini kullandı.
“Rüşvetten tutuklandığına dair kanıt yok”
Muhittin Böcek’in yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunduğunu hatırlatan Kaya, “Örgüt ile başlayan bu dosya Muhittin Böcek’in 10 aydır tutuklu olması ile devam ediyor. Rüşvetten tutuklandığına dair bir kanıt yok. Mahkemeler etik konusunda utanılacak şeyler konusunda yargılama yeri değildir.” dedi.
Soruşturma sürecinde kullanılan bazı yöntemlere de tepki gösteren Kaya, “İnsanların çıplaklık ile baskı altına alınması ne demektir. Burası mahşer yeri değildir. Bunları baskı için kullanmak ne kadar doğrudur.” diye konuştu.
Soruşturma sürecinde fotoğrafların ve emniyet ifadelerinin medyaya yansımasına tepki gösteren Kaya, “Kolluk ve soruşturma, tespit edemediği bir suçu ispat etmek için her türlü materyali, her türlü ifadeyi kullanıyor. Fotoğraf çekilmesi, emniyetteki ifadenin medyaya yansıması birini ortaya atmaktır. Bu, yargılanan suçlardan daha büyük bir suçtur.” dedi.
Avukat Kaya, “Bir şüphelinin beraat etme şansı varken, örgütlü suçların yüzde 64’ü de beraatle sonuçlanırken kişilerin itibarını yerle bir edecek bu tarz hareketler kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.
“Yusuf Yadoğlu’nun Gökhan ile münasebeti hiç kimse tarafından bilinmeyecekti”
İş insanı Yusuf Yadoğlu üzerinden yürüyen soruşturmaya da değinen Kaya, “Yusuf Yadoğlu’nu İstanbul soruşturmasında ensesinden yakalamasalar Gökhan ile olan münasebeti hiç kimse tarafından bilinmeyecekti. Dolayısıyla ortada ağır, kamuyu zarara uğratan bir suç yoktur. Olsaydı sadece Yadoğlu’ndan ortaya çıkan bir davadan önce başka kişiler de bunu söylerdi” dedi.
Geçmişte gündem olan Karayolları davasını örnek gösteren Kaya, “Yüzlerce kişiyle başlayan örgütlü suç yargılaması 4 kişinin aldığı küçük cezalarla sonlandı. Dolayısıyla 10 ay tutukluluk zincirleme şekildeki irtikap suçunda aşırıdır.” diye konuştu.
“Müvekkilimin içeride kalması için bir süreç mi var?”
Tahliye talebini yineleyen Kaya, “Her türlü cezayı vermeye hazır olabilirsiniz ancak itibarı yok edecek böyle pervasız bir soruşturma ve tutuklama olmaması lazım. Müvekkilimin tahliyesi hukuken zaruri hale gelmişken ALDAŞ, ANSET gibi farklı dosyalardan tutukluluğu devam mı edecek?” dedi.
Soruşturmalara ilişkin ifadelerin bir yıl önce verildiğini belirten Kaya, “Şimdi yeniden harlanıp bunlardan da mı tutuklanacak? Böyle süreç olur mu? Hepsini alın, sorgulayın, bitirin. Müvekkilimin içeride kalması için bir süreç mi var?” ifadelerini kullandı.
İddianame
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından açılan davada, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin iddialar yargılama konusu yapıldı. İddianamede, sanıklar hakkında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme", "nüfuz ticareti", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "nitelikli dolandırıcılık" ve "iftira" suçlamalarına yer verildi. İddianamede bu aşamada tespit edilen 26 eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldı.
İddianamede, soruşturma kapsamında el konulan yaklaşık 170 milyon 83 bin TL tutarındaki nakit ve mevduatla birlikte, el koyma kararı verilen 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, 1 lüks marka saat ve 1 cep telefonunun müsaderesi talep edildi. El koyma kararı verilen taşınır ve taşınmazların toplam değerinin 258 milyon 600 bin TL olduğu belirtildi. Davanın ilk duruşmasında Mehmet Okan Kaya ve İlker Arslan adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.