EYT düzenlemesi öncesi gözler Yargıtay’da! Emsal karar geldi! Geriye dönük primler için mahkeme sürpriz bir karar verdi!

İlk etapta 1,5 milyon kişiyi emekli yapacak olan Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesine ilişkin geri sayım başlamışken; Yargıtay, geriye dönük sigorta primlerine ilişkin emsal bir karara imza attı.

EYT düzenlemesi öncesi gözler Yargıtay’da! Emsal karar geldi! Geriye dönük primler için mahkeme sürpriz bir karar verdi!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın üzerine yoğun bir şekilde çalışmaya devam ettiği Emeklilikte Yaşa Takılanlar ya da kamuoyunda bilinen adıyla EYT düzenlemesine ilişkin sıcak bir gelişme yaşandı. Aralık ayı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanması beklenen EYT düzenlemesi öncesinde primlerini kontrolden geçiren vatandaşlar, EYT’den yararlanabilmek adına mahkemelerin yolunu tutmaya başladı.

8 Eylül 1999 tarihinden önce sigorta girişi olan ve o tarihte geçerliliği bulunan prim ve hizmet yılını tamamlamasına karşın yaşa takılması nedeniyle emekli olamayan vatandaşların mağduriyetlerini gidermek adına yürürlüğe girmesi beklenen EYT düzenlemesinden ilk etapta 1,5 milyon kişinin yararlanacağı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in açıklamalarıyla ortaya çıkmıştı. Yargıtay o 1,5 milyon kişiyi ilgilendiren bir karara geçtiğimiz gün imzasını attı.

EYT DÜZENLEMESİ ÖNCESİ PRİM DAVALARI ARTTI

İşverenlere eksik ya da hatalı prim nedeniyle davaya açmaya başlamış olan işçiler, EYT düzenlemesi kapsamına girebilmek adına yargının yolunu tutmaya başladı. Bu kapsamda bir kasabada yaşayan ve kasabanın belediyesine ait olan bir hizmette alt işverenlerde çalışan bir işçi, alt işverenlerin değişmesine rağmen 2 sene aralıksız çalışması karşısında 1 yıllık sigorta primlerinin yatırılmadığı gerekçesiyle mahkemenin yolunu tuttu. Bu konuda İş Mahkemesi'nde tespit davası açan işçi, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) bildirilmeyen ve prim ödenmeyen hizmetlerinin tespitini talep etti. Hem belediyeye hem de şirkete dava açan işçiye sürpriz karar mahkemeden geldi.

Söz konusu belediye başkanlığı, açılan davayı kabul etmezken; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 67. maddesinde belediyenin asıl işlerinden olan temizlik ve çöp toplama işlerini üçüncü kişilere gördürme imkanı tanındığını belirterek, konuyla ilgili bir sorumluluğun olmadığını ifadelerine ekletti. Şirket ise, mahkemenin istemesine karşılık herhangi bir cevap dilekçesi sunmayarak, konuyla ilgili savunma hakkını kullanmadı. Davacı olan işçinin sigorta hizmetlerinin bildirilmediği tarihler arasında önceki ihalenin bitmiş olmasına ve bir sonraki alt işverenin işe başlamamasına rağmen davacının belediye işlerinde kesintisiz çalıştırılmaya devam ettirildiğine dikkat çekerek belediye yönünden davanın kabulüne hükmeden mahkeme, kararını işçiden yana verdi. Temyize giden belediyenin davası Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nde görüldü.

YARGITAY, EKSİK PRİMLERE İLİŞKİN KARARINI VERDİ

İşçinin eksik primlerine ilişkin kararını veren Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, oy birliği ile bir karara vardı. Sigortalılık başlangıç tarihi ve hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini hatırlatan Yargıtay, mahkemenin titizlikle çalışarak kendi kararını vermesi gerektiğini şu ifadeler ile tarihe geçti:

“Sigortalılık başlangıç tarihi ve hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu sebeple özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap eder. Yargıtay tarafından yerleşmiş içtihadı gereği olduğundan kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı bu davalarda ispat yükü, bir tarafa yüklenemez. Hizmet tespiti davalarının hedefi, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunması olduğundan tespiti istenen dönemde kişinin sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı ile yapılan işin kanun çerçevesinde girip girmediği araştırılmalıdır. Çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu, ancak bu koşullar varsa inceleme konusu yapılabilecektir. Somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre, tanıkların davacının çalışmalarının kesintisiz devam ettiği yönündeki beyanları ortadadır. Anılan kısa sürede belediyenin temizlik işlerinin durmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ihaleler arasında oluşan boşlukların ihale işlemlerinden kaynaklanan prosedür gereği olduğu, davalı belediyeye karşı aynı tarihlerdeki hizmetlerin tespitine yönelik açılan davalarda verilen kararların Yargıtay tarafından onandığı dikkate alındığında davacının uyuşmazlık konusu yapılan ve mahkemece tespitine karar verilen tarihler arasındaki sürede çalıştığının toplanan kanıtlarla ispatlandığı sonucuna varılmıştır. Hâl böyle olunca usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir.”