BAS BAS PARALARI CORONAYA, Bİ DAHA MI GELECEZ DÜNYAYA

Gökhan Fatih Aslan

faslan@medyahaber.com

Bu Corona Virüs hadisesi ne zamana kadar sürer bilemeyiz ama Türkiye bu işin içinden çok büyük yaralar alarak çıkacaktır.

Birkaç hafta önce, St. Louis Federal Reserve Bankasının CEO'su James Brian Bullard, Dünyanın içinde bulunduğu sıkıntılardan dolayı, çok sayıda ticari işletmenin kapanacağı ve bu sebeple önümüzdeki 2-3 aylık dönemde Amerika’da ki işsizlik oranının, %30’a tırmanabileceğini söyledi. Yani işsizliği çoktan bitirmiş olan, %3 gibi hayatın olağan beklentilerinin altında bir işsizlik oranına sahip, Dünyanın en büyük ekonomisi için tablo bu!.. Yani ekonomik verileri bu kadar güçlü olan bir ülke için tablo buysa, Türkiye için helva kavurmaya başlayabiliriz. Amerika’da GSYH’nın %50 düşmesinden bahsediliyor. Tedbir olarak kişi başına 2000 $ dağıtmayı düşünüyorlar hatta dağıtmaya başladılar bile. Bu şekilde de bu işi toparlayamayacaklarının farkında olacaklar ki, sınırsız genişlemeye sıcak bakarak dolar basmaktan başka alternatif görmüyorlar. Nitekim bu planı da devreye koydular ve dolar basıp piyasaya sürmeye başladılar. Bu hamle dünya piyasasında bir gevşemeye neden oldu fakat bir hafta içinde grafikler tekrar eski halini aldı. Bu duruma piyasalarda ‘ölü kedi zıplaması’ deniyor. Yani bu şu anlama geliyor, bir kediyi onuncu kattan aşağı atın yinede bir metre zıplar. Zamanında ünlü şarkıcı Yıldız Tilbe söylemişti “Para basıp borçları ödeyebiliriz” demişti, hatta tezini daha da ileriye götürerek “TL basıyorsak, dolarda basarız, nedir ki yani” demişti. Resmen Yıldız Tilbe sınırsız genişleme politikasını ortaya atmış. Bugün ki duruma baktığımızda, ekonomiyi Yıldız Tilbe yönetseymiş bugün geldiğimiz nokta çokta farklı olmazmış. Türkiye’de hatta diğer devletlerde aynen Amerika’nın yaptığı gibi parasal genişleme formülünü bir geçici kurtuluş olarak görüyor ve aynı şekilde para basıyor. Yani bizim ekonomimizi yöneten ağabeyler olaya “Dünya genişlemeye gidiyor, herkes para basıyor, bizde basalım ne olacak ki” diye bakıyorlar. Fakat sorun şu; genişlemeye giden Dünya değil, gelişmiş ülkeler!.. Buna ‘Modern Para Teorisi’ diyorlar. Bu teoriyi 2008 küresel krizinden sonra uygulamaya koydular, korktukları tek şey bu teoriyi uyguladıklarında çok büyük enflasyon oluşmasıydı ama enflasyon oluşmadı. Peki neden ? Çünkü para basanların paraları rezerv para statüsünde. Yani durum kısaca şöyle; Türkiye’de sadece yerli yatırımcıların bile hesaplarında 250 milyar dolara yakın para var, Türkiye Merkez Bankası bile rezerv olarak dolar tutuyor ve diğer ülkelerde de durum farklı değil. Yani Amerika doları basıyor ve Dünya bu doları kapışıyor. Peki şimdi Amerika para basıyor diye bizde para basarsak nolur. “Tavuk kaza bakmış da biyeri yırtılmış” sözünü bizzat tatbik etmiş oluruz. Kendi vatandaşın bile Türk Lirasına soğuk bakıyor çünkü vatandaşın parası TL de kalsa enflasyonun altında eziliyor. Özel sektörün hatta bankaların bile döviz borcu bulunuyor. Doğal olarak vatandaş, özel sektör, bankalar eline geçen TL’yi dövize aktararak riski azaltmak istiyor. Ee şimdi bi düşünelim Türk Lirasını Türkiye dışında da kullanan olmadığına göre o zaman TL’ye talep yok diyebiliriz. Peki talep olamayan bir şeyi fazlasıyla piyasaya sürersen ne olur, ben bunun cevabını okuyucuların kendi muhakemesine bırakıyorum. Durum böyle olunca, yeni basılan ve piyasaya sürülen paranın bile hatırı sayılan bir kısmı dolara kayacak diyebiliriz. Bizim Ekonomiyi yönetenler bile “yaa hazır para basmışken, paramız varken, şu yurt dışı borçlarımızın bir kısmını ödeyelim” deseler, ellerindeki Türk Lirasını merkez bankasına verip onlar bile dolar alacaklar ve o doları gelmemek üzere yurt dışına gönderecekler.Peki bunu bile bile neden yapıyorlar. Çünkü şirketler batıyor, insanlar işsiz kalıyor.O zaman yapılacak şey, önce bugünü kurtaralım sonra toparlarız mantığı!.. Bugünü kurtaramazsan iflas dalgası büyür ve yıllarca bu işin altından kalkamazsın!.. Evet devreye sokulan planın mantığı bu. Bakın; Dünyada ki hisse senetlerin toplam ederi 2020 yılının başında yani ocak ayında 90 trilyon dolardı, bugün ise 60 trilyon dolar, 3 ayda sadece hisse senetleri 30 trilyon dolar sildi. Aslında kriz dönemlerinde piyasalar para yerine tedavi isterler. Bugün piyasaya sürülen paralar ilerde ülkelerin başına bela olur. Bunu bildikleri için ilk başta para basma işine hiçbir ülke sıcak bakmamıştı. Türkiye ekonomisi gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri bu işten en fazla zararı görenler olacaktır. Hele de bizim gibi plansız programsız sadece krediyle yol almaya çalışan bir ekonomi için yolun sonunda duvara bile çarpamazsın, yolun sonu uçurum!... Tek umudumuz bu kaos ortamının daha fazla uzamaması.


Bugün Amerika Merkez Bankasının bilançosu yaklaşık 5 trilyon dolara dayandı, yani adamlar tarihte görülmemiş büyüklükte rekor seviyede para basmışlar. Peki bunun sonucunda ne olur? İşte bu sorunun cevabını şuan kimse veremez. Fakat şunu söylemek mümkün, sorun sandığınızdan çok daha büyük!..
Daha da kötüsü, yapılan bu hamleler mevcut krizi hafifletmek için, fakat eğer sorun sandığınızdan büyükse yapılacak daha büyük bir hamle kalmadı. Şuan yapılan hamleler yapılabilecek en büyük hamlelerdi ve yapıldı. Şuan tüm Dünya için yapılacak şey beklemek ve olacakları izlemek. Yani çaresizlik!...

Dünya için geçerli olan risklerin tamamı tabiî ki Türkiye içinde geçerli hemde fazlasıyla. Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları trilyon dolarlık destek paketleri açıklarken bizde 100 milyarlık paket açıkladık. Fakat siyasetten uzak yorum yapacak olursak, bu miktarın yarısını bile harcayacak gücümüz yok. Biz bize yeteriz dedik, toplanan para 2 milyarı bulmadı. Zaten millete dağıtılacak olan bu paranın milletten toplanması da tartışılması gereken bir konu. Haa biz milliyetçi bakış açımızla, Dünyaya birlik beraberlik mesajı verme adına bu konuyu tartışmayız o ayrı!.. Fakat objektif olarak ekonomik politika açısından konuyu ele aldığımızda, bütün gelişmiş ülkeler vatandaşına 2000 $ dolar civarında para dağıtarak hatta devlete olan borçlarını silerek krizi yönetmeye çalışırken, bizim; faturalarını ödemeyenlerin elektrikleri kesilmeyecek, kredilerini ödemeyenler takibe düşmeyecek, her eve ücretsiz maske gönderilecek, emeklilere kefilsiz ipoteksiz 25.000 TL kredi verilecek gibi çözümlerle bu krizi yönetmemiz mümkün görünmüyor. Bizim destek paketini genel hatlarıyla incelediğimizde, bu paket vatandaşı bankaların kucağına itiyor. Çünkü hazinede para yok!.. Yani devletinde başka çaresi yok aslında. Peki çare bulunur mu? Bulunabilir aslında ama buna çare mi denir bela mı denir işte o tartışılır. Eğer Türkiye tekrar İMF’nin kapısına dayanırda Corona virüs fonundan 1 trilyon doları alacak olursa bu krizi yönetebilir. Fakat bu da pek mümkün görünmüyor çünkü bu bir anlamda AKP’nin sonu olur. Hem bugüne kadar ki izlediği politika ve İMF ile ilgili aldığı tavır, ortaya koyduğu söylemler açısından sonu olur, hemde İMF’den para almak demek, parayı aldığın andan itibaren onların atadığı bir komiserin denetiminde para harcamak demek olduğu için sonu olur. Yani bu şu demek oluyor, İMF’den parayı aldıktan sonra harcama kalemlerin sürekli onlar tarafından denetlenir, yani kafana göre kanal yapamazsın, kafana göre köprü yapamazsın, kafana göre havaalanı yapamazsın, kafana göre ihale veremezsin, kafana göre yandaşlarına para aktaramazsın, kafana göre har-ca-ya-maz-sın, kısacası KAYYUM öyle atanmaz böyle atanır diyor adamlar. O zaman yine başladığımız noktaya geri döndük, çare PARA BASMAK!.. Yani “bugünü kurtaralım da yarına sonra bakarız” politikası.

Şimdilik yapacak başka bişey yok. Evde Kal Türkiye. Ama dikkat edin evde kalmaya alışmayın ha!..
Şimdilerde o da çok konuşuluyor, dünya bir değişime girdi, bu süreçte insanların çalışma alışkanlıklarının bile değişeceğinden bahsediliyor. Sahi bir süre daha böyle evde kalmak ne gibi sonuçlar doğuracak hiç düşündünüz mü? Kapanan iş yerleri artacak, işsizlik büyüyecek. Ülke ekonomisi daha da büyük bir çıkmaza girecek. Turizm bitme noktasına geldi, hizmet sektörü kan ağlıyor. Şimdi diyeceksiniz ki “sanki eskiden çok mu iyiydi” Aslında doğru, eskidende çok iyi değildi fakat en azında 2019 yılı turizm gelirimiz 35 milyar doları görmüştü, 2020 de hedef 45 milyar dolardı. Şimdi yarısı olsa göbek atarız. 2019 ihracat rakamımız 190 milyar dolara yakındı, 2020 hedefi neydi bilmiyorum ama heralde 250 milyar dolar falandır. Şimdi ülkeler kapıları kapatmışken ve dünya piyasası bu haldeyken 100 milyar dolar ihracat yapsak üstüne bir de takla atarız. Sonuç olarak göbek atmakla, takla atmakla bu ekonomi toparlanmaz. Ama siz benim bütün söylediklerimi boş verin ben bu işlerden pek anlamam!.. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Oğuzhan Özbaş beyefendi Türkiye ekonomisinin bu sürece dirençli girdiğini ve kısa sürede toparlayacağını söylüyor. Şimdi biz koskoca Türkiye merkez bankası başkan yardımcısından daha mı iyi bileceğiz!.. Umarım gerçekten o daha iyi biliyordur!.. İnşallah bizim göremediğimizi görüyor, düşünemediğimizi düşünüyor, Dünyaya bakıp bizim okuyamadığımızı okuyordur!..

Allah yardımcımız olsun!.. Kalın sağlıcakla!..


İnş. Müh. Gökhan Fatih ASLAN

Diğer Yazıları

Önce Kaos, Sonra Düzen
FELSEFECİ VALİ
Yargıtay Kararlarındaki Büyük Yanlış