Mustafa Yeneroğlu: Teklif, Doğru Bir Hedef İçin Belirsiz Bir Sistem Öneriyor

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu sosyal medya düzenlemelerine ilişkin, "Bu yükümlülükler, dijital ortamda çocukların korunması açısından yerinde ve desteklenebilir niteliktedir. Ancak teklifte bu yükümlülüklerin nasıl yerine getirileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir." dedi.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde yer alan sosyal medya düzenlemelerine ilişkin yaptığı açıklamada, teklifin ifade özgürlüğü bakımından ciddi sorunlar içerdiğini belirtti.

Teklif ile sosyal ağ sağlayıcılara 1 saat içinde içerik kaldırma zorunluluğu, 15 yaş altına sosyal medya yasağı, tüm kullanıcılar için kimlik doğrulama yükümlülüğü ve sosyal medya ve oyun platformları için ağır yaptırımlar getirilmektedir.

Teklifte düzenlenen yaş ve kimlik doğrulama mekanizmasının, yalnızca çocukların korunmasıyla sınırlı bir tedbir olmadığını ifade eden Yeneroğlu, bu sistemin pratikte tüm kullanıcıları kapsayacak bir kimlik doğrulama zorunluluğu doğuracağını vurguladı. Bağımsız İstanbul Milletvekili Yeneroğlu, “Çocukları ve gençleri dijital risklerden korumak zorundayız. Ancak bu teklif, meşru bir amacı, herkesin sosyal medya hesaplarının izlendiği bir gözetim altyapısının gerekçesi ve aracı haline getiriyor. Hukuk devleti ilkelerinden uzak otoriter ülkelerde yapılan bu tür düzenlemeler, insanları önce iki kez düşünmeye, ardından hiç konuşmamaya iter. Neyin suç, kimin suçlu sayılacağına siyasi konjonktüre göre karar verilen ülkemizde bu sistemi kurmak, otosansürün derinleşmesi, ifade özgürlüğünün daha fazla daralması demektir.” ifadelerini kullandı.

‘Teklif, Doğru Bir Hedef İçin Belirsiz Bir Sistem Öneriyor’

Çocukların dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korunmasının zorunlu olduğunu vurgulan Yeneroğlu, “Teklif ile sosyal medya platformlarının; ebeveyn kontrol araçlarını zorunlu kılması, aldatıcı reklamları engellemesi ve çocuklara yönelik ayrıştırılmış hizmet sunması öngörülüyor. Bu yükümlülükler, dijital ortamda çocukların korunması açısından yerinde ve desteklenebilir niteliktedir. Ancak teklifte bu yükümlülüklerin nasıl yerine getirileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durum, kanunda düzenlenmesi gereken hususların yönetmeliğe bırakılmasına ve idareye geniş bir takdir alanı tanınmasına yol açarak keyfi uygulamaların önünü açacaktır.” dedi.

‘Kimlik Eşleştirme Sistemi Kanunilik İlkesine Aykırı’

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “Komisyon görüşmelerinde ortaya çıkan tabloya göre teklifin öngördüğü yaş doğrulama mekanizması, e-Devlet üzerinden üretilen ve kullanıcının sosyal medya rumuzunu TC kimlik numarasıyla eşleştiren bir token sistemine dayanmaktadır. Bu sistem, pratikte her sosyal medya hesabının gerçek bir kişiyle ilişkilendirildiği merkezi bir veri tabanı anlamına gelmektedir. Bu mekanizma hem kanunilik hem de kişisel verilerin korunması bakımından ciddi sorunlar içermektedir. Kimlik doğrulama yükümlülüğü kanun metninde açıkça düzenlenmemiştir. Yaş doğrulamanın kullanıcı kimlik bilgilerinin doğrudan sosyal ağ sağlayıcılarıyla paylaşılması yoluyla gerçekleştirilmesi ihtimali oldukça yüksektir. Bu durum, milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin, yabancı şirketlerin veri tabanlarında toplanması sonucunu doğuracaktır. Gerekli hukuki güvencelerin kanunla düzenlenmemesi, kanunilik ilkesine ve kişisel verilerin korunması hakkına açık bir aykırılık teşkil ettiği gibi ciddi bir siber güvenlik riski de yaratmaktadır.” dedi.

‘Vatandaşlarımız Sürekli İzlenme ve Fişlenme Duygusuyla Karşı Karşıya Kalacak’

Mustafa şöyle devam etti: 

“Anonimliğin suç işlenmesini kolaylaştırdığı argümanı doğru olmakla birlikte tek başına yeterli bir gerekçe değildir. Böyle bir sistem, vatandaşlarımızı sürekli izlenme ve fişlenme duygusuyla karşı karşıya bırakır. Hukuk devletinin işlediği ülkelerde kimlik doğrulama sistemlerinin hakaret, tehdit ve nefret suçu gibi suçlarla mücadelede belirli ölçüde katkısı olabilir. Ancak hukuk devletinin zayıf olduğu otoriter bir düzende anonimliğin kaldırılması, hukuksuz baskılara maruz kalınması korkusunu güçlendirir ve kamusal tartışmayı doğrudan daraltır. Çünkü insanlar, söyledikleri her sözün kimlikleriyle eşleştirileceğini bildiklerinde, özellikle eleştirel ve muhalif görüşlerini ifade etmekten kaçınır. Siber suçlarla mücadele, tüm kullanıcıların kimlik bilgilerini bir havuzda toplayan bir sistemle değil; yalnızca somut suç şüphesi oluştuğunda yargı kararıyla işleyen şeffaf mekanizmalarla yürütülmelidir. Kaldı ki benzer sistemi uygulayan ülkelerdeki veriler, bu sistemin sosyal medyada hakaret ve nefret söylemini azaltmadığını göstermektedir.”

‘Çocuk Güvenliği Yasakla Değil, Güvenli Tasarım ve Eğitimle Sağlanır’

Yeneroğlu, bilimsel çalışmalara ve uluslararası deneyimlere atıfla şunları söyledi: 

“Araştırmalar, çocukların çevrimiçi güvenliğinin yasaklarla değil, ‘güvenli tasarım’ ilkesiyle sağlandığını ortaya koymaktadır. Avustralya ve Güney Kore’de uygulanan kimlik doğrulama zorunlulukları, çocukları korumak yerine onları VPN kanallarına ve karanlık ağlara yönlendirmiş; dolayısıyla daha büyük tehlikelere açık hale getirmiştir. Yani teknik olarak bu düzenleme çocukları korumaktan uzak. Çözüm, tüm toplumun fişlenmesine yol açacak girişimler değil; platformların algoritmik olarak çocuklara zararlı içerik sunmasını engelleyen tasarım standartlarının hayata geçirilmesidir. Teklifin 15 yaş altı için getirdiği mutlak erişim yasağının pratikte kolaylıkla aşılabildiği de uluslararası örneklerle sabittir. Güney Kore’de yıllarca uygulanan gerçek kimlik sistemi, kullanıcıların sahte hesaplar ve VPN aracılığıyla sistemi defalarca atlatmasına engel olamamış; buna karşılık büyük veri sızıntılarına yol açmıştır.”

‘BTK’ya Tanınan Yetkiler Yargı Yetkisinin İhlalidir’

Teklifte Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) tanınan geniş yetkilere de değinen Yeneroğlu, idareye son derece muğlak ve sınırları belirsiz bir müdahale alanı açtığını belirtti. Yeneroğlu, “Kurum; kamu düzeni veya aile ve çocukların korunması gibi sınırları belirsiz ve soyut gerekçelerle, sosyal ağ ve oyun platformlarına doğrudan müdahale edebilecektir. Hatta platformları kısmen ya da tamamen durdurabilecektir. Hiçbir mahkeme kararına dayanmadan, idarenin takdirine bırakılan bu yetkiler, uygulamada keyfiyete yol açacaktır. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer düzenlemeleri iptal ederek yargı yetkisinin idari organlara devredilemeyeceğini açık biçimde ortaya koymuştur. Buna rağmen teklif, BTK’yı içeriklere müdahale eden, denetimsiz bir yargı merciine dönüştürmektedir.” dedi.

‘1 Saatlik Süre Otomatik Sansür Mekanizması Yaratacak’

Teklifle sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen “en geç 1 saat içinde içerik kaldırma” zorunluluğunun da ciddi sakıncalar doğuracağını belirten Yeneroğlu, bu sürenin platformları hukuki bir inceleme yapmadan hareket etmeye zorlayacağını ifade etti. Yeneroğlu, “Şirketler, ağır para cezalarından kaçınmak için gelen talepleri sorgulamadan yerine getiren otomatik sansür mekanizmalarına dönüşecektir. Engellenen içeriklerin tekrar paylaşılmasının önlenmesine yönelik yükümlülükler, içeriklerin daha paylaşım aşamasında filtrelenmesine yol açacaktır. Bu durum, düşüncenin daha ortaya çıkmadan bastırılması anlamına gelir.” ifadelerini kullandı.

‘Bant Daraltma ve Ağır Yaptırımlar İfade Özgürlüğünü Hedef Almakta’

Sosyal medya platformlarına getirilen ağır para cezaları ve bant daraltma yaptırımlarının, yalnızca ilgili içeriği değil tüm platformu işlevsiz hale getirebilecek nitelikte olduğunu belirten Yeneroğlu, bunun doğrudan ifade ve basın özgürlüğünü hedef aldığını vurguladı. Yeneroğlu, “Bu düzenlemeler, demokratik toplumlarda kabul edilemeyecek ölçüde ağır ve orantısızdır.” dedi.

‘Düzenleme Tekliften Çıkarılmalı’

Yeneroğlu açıklamasının sonunda, teklifin bu haliyle kabul edilmesinin Türkiye’de ifade özgürlüğü ve kişisel verilerin korunması bakımından zaten var olanın üstüne daha fazla gerilemeye yol açacağını belirterek, “Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası’nda somutlaşan modern yaklaşım, platformları kapatmak ya da tüm kullanıcıları kayıt altına almak değil; algoritma şeffaflığını zorunlu kılmak, zararlı içeriklere tasarım aşamasında önlem almak ve dijital okuryazarlık eğitimini güçlendirmektir. Bu nedenle teklifin 22. ve 23. maddeleri tekliften çıkarılmalı, çocuklarımızın ve gençlerimizin güvenliğine yönelik düzenlemeler Anayasa’nın belirlilik ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek, temel hakları ihlal etmeyecek biçimde yeniden hazırlanmalıdır.” dedi.

İLGİLİ HABERLER