İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 10 Haziran’da partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında açıkladığı “Bayrak Mitingini” bugün Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirdi. Mitingde konuşan Dervişoğlu, Türkiye'nin gerçek sorunlarının yerine siyasetin kendi gündeminin öne çıkarıldığını öne sürerek, “Sanki Türkiye'nin tek derdi, siyasetin kendi içindeki hesaplarmış gibi; günlerce, haftalarca aynı yapay gündemler aynı ekranlara kazınıyor.” ifadelerini kullandı. Televizyonlarda güvenlik yerine korkuların, gazetelerde haber yerine dedikoduların, telefonlarda siyaset yerine magazinin yer aldığını ileri süren Dervişoğlu, “Siyaset, kendi yarattığı krizleri, kendi şahsi sorunlarını, kendi koltuk dertlerini milletin omuzlarına yüklemiş, güveni değil çaresizliği, beklentiyi değil yılgınlığı, birleşmeyi değil ayrışmayı körüklüyor.” diye konuştu.
DERVİŞOĞLU, HAYATINI KAYBEDEN KADİR İNANIR'I ANDI
Dervişoğlu, konuşmasında hayatını kaybeden Kadir İnanır'ı da anarak, “Malumunuz, maalesef dün Kadir İnanır'ı kaybettik. O, Türkiye için Kadir İnanır'dı. Yeşilçam'ın yüce dağıydı. Tatar Ramazan'dı, Şoför İlyas'tı; birçok karaktere ruh verdi.” dedi.
İnanır ile uzun yıllara dayanan dostluğuna değinen Dervişoğlu, “Ben Müsavat Dervişoğlu, 50 senelik ağabeyime Allah'tan rahmet dileyemeyeceksem, bunun riyakârlığına batacaksam asıl bu siyaset batsın. Bu durumdan ben değil, Allah'ın rahmetini dilemekten imtina edenler utansın. Allah ruhunu şad, mekânını cennet eylesin Kadir abi. Sen hiç merak etme, 'Biz bu oyunu da bozarız'. Rahat uyu.” ifadelerini kullandı.
“KAYYUM HEPİMİZİN BAŞINDADIR”
Ekonomik sorunlara da değinen Dervişoğlu, borçlu vatandaşlar, işsizler, çiftçiler, esnaf, emekliler, memurlar ve işçilerin ortak sorunlar yaşadığını belirterek, “25 milyon icra dosyasının yılını kutlayacaklarmış... Geleceğimizi ipotek eden, nesillerin umutlarını haczeden ama sebep olanların hiçbir bedel ödemediği 25 yıl. Geliyoruz, geleceğiz, hesap soracağız.” dedi. Dervişoğlu, şöyle devam etti:
“Kayyum hepimizin başındadır, kayyum devletin başındadır, kayyum milletin başındadır. Bu yetkiler, bu siyaset çıkmazı, bu ahlaki çöküş büyük bir yıkım yaratmıştır. Mesele de bir kişi meselesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Yine aynı sebeple kayıplarımız sadece maddi değildir. İş, ev, araba, dükkan, tapu, diploma, kenara koyduğumuz üç beş bilezik değildir tehlikede olan. Sahip olduğumuz hiçbir şey güvende değildir. Ne yazık ki en sevdiklerimizi, evlatlarımızı bile bu düzenin çarklarına o ya da bu şekilde kurban verebiliyoruz.
Artık sebebi münferit olaylarda aramanın bir manası yoktur. Saldırının odağı bellidir. Bizi millet yapan, bizi bir arada tutan büyük maneviyat saldırı altındadır. İşte ben bayrağı bu yüzden açtım. Bu bayrağı bu yüzden diktim. Çünkü başka bir gölge yok altında soluklanacağımız. Bu bayrak egemenliğimizin işaretidir, bu, milletin doğru gördüğünü yapma hakkıdır. Bu bayrak, milletin hak bildiğini istemesidir. Bu, milletin hürriyetidir, istiklalidir, şerefidir, onlarsa bunun taşıdığı değerleri çiğniyorlar, basıp geçiyorlar. Bu bayrak ülkenin toprağıdır, fabrikasıdır, alın terini döktüğü yerdir, ekmek teknesidir. Millet olacaksak, millet kalacaksak bundan öte yol yoktur, bundan öte nişan yoktur, bundan öte dava yoktur. Namustur, töredir, hukuktur ve hepsi bu aziz sancaktadır.”
“DEVLETİN DERİNİ OLMAZ, HUKUKU OLUR”
“Devlet projesi” veya “devlet aklı” açıklamalarına ilişkin de konuşan Dervişoğlu, “Türk devletinin bir katilin danışmanlığına ihtiyacı olmadığını” dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:
“Ne zaman milletin beklentisinin hilafına bir iş yapmaya kalkışsalar 'Devlet projesi' diyorlar. 'Devlet yapıyor, devlet istiyor, devlet geleneği' diyorlar. Bizim devletimiz vatandaşının geleceğini karartmaz. Bizim devletimiz Türk'ün şerefiyle, onuruyla oynamaz. Bizim devletimiz eli kanlı bir katilin danışmanlığına da ihtiyaç duymaz. Devletin derini olmaz, hukuku olur. Hukuksuz devlet olmaz. O hukuk da yalnız ve ancak Türk milletinindir. Adalet yoksa hürriyet olmaz, hürriyet yoksa güvenlik olmaz, güven olmaz. Güven yoksa hiçbir şey olmaz. Bugün bunların hiçbiri yok. O zaman 'Devletiz' diye bağıranlar kimlerdir kardeşim?
“TÜRKİYE NE KADAR HUKUK DEVLETİ İSE ANCAK O KADAR TERÖRSÜZDÜR”
Bunlar, Türkiye'ye kurulmuş tuzakların taşeronlarıdır. Bizlerse bu tuzağa düşmeyenleriz, bu tuzağı bozanlarız. Buradan ilan ediyorum: Türkiye ne kadar hukuk devleti ise ancak o kadar terörsüzdür. Türkiye ne kadar Cumhuriyet ise ancak o kadar güçlüdür. Türkiye ne kadar adil ise ancak o kadar bir bütündür. Devlet aklı, iktidarın her yaptığına giydirilen dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, bir partinin menfaatini devletin menfaati gibi sunmak değildir. Devlet aklı, milletin birliğini, hukukun üstünlüğünü, bağımsızlığı ve ortak geleceği koruma kabiliyetidir. Bu iktidarda böyle bir kabiliyet yoktur, böyle bir niyet yoktur, böyle bir akıl da yoktur. Bizler, Türk milletinin haysiyet ve itibarından başka bir mertebe tanımıyoruz. O sebeple, herkes sussa da biz susmayacağız. Dünya sussa da ben susmayacağım.”
“Biz, ‘Terörle Masaya Oturulmaz, İhanet Karşınıza Dikilir’ Dedik, Dikildi”
Parti olarak duruşlarının tarih tarafından haklı çıkarıldığını savunan Müsavat Dervişoğlu, geçmişte yaptıkları uyarılara atıfta bulunarak ve terör hükümlülerine yönelik düzenlenen mitingleri eleştirdi. Devişoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz her kim olursa olsun, hangi koltukta oturursa otursun doğruyu doğru, yanlışı yanlış bildik. Gücün etrafında pervane olanlara inat, hakikatin ateşinde yanmayı göze aldık. Bu mübarek muharrem ayında diyorum ki: Saraylarda Yezid olmaktansa, Kerbela’da Hüseyin olmakla şereflendiniz. Biz 'Bu gidişat millete zarar verir' dedik, zarar verdi. Biz 'Bu adaletsizlik er ya da geç bu devleti çürütür' dedik, çürüttü. Biz 'Terörle, teröristle masaya oturulmaz, ihanet bir gün karşınıza dikilir' dedik, dikildi. Bugün yüzleri keçeye dönmüş ve akılları ıskartaya çıkmış olanların hayasız akınına ve zulmüne karşı bir mukavemet varsa işte bu meydan sayesinde vardır. Utanmazlıklarına rağmen sıkılmıyorlar, ihanetlerine meşruluk dileniyorlar ama yetiremiyorlar. Yol aldıklarını zannediyorlar ama ayakları birbirine dolanıyor, tökezliyorlar.
“İhanetin Zaman Aşımı Yoktur”
Çünkü sözlerim kulaklarında yankılanıyor: İhanetin zaman aşımı yoktur ama sizin verecek hesabınız olacak. Akıllarında hep o hakikat var: Türk milleti, ihanet edenleri, kendi şerefiyle oynayanları, haysiyet ve vatan düşmanlarını her daim azametiyle, haşmetiyle ve kudretiyle büyük tarihinin en derinlerinde boğmuştur. Bu millet, derin millettir. Evlatları da hayattadır, ayaktadır, vazifededir. Bugün Van'da ve Mersin'de mitingler yapılıyor, yarın İstanbul'da ve Diyarbakır'da da yapılacak. 'Devlet düşmanına, millet düşmanına, bebek katiline özgürlük' mitingleri. Milyonlarca insanın acısından sorumlu, elinde elli bin evladımızın kanı olan, şehitlerimizin sebebi olmuş o caniye özgürlük istiyorlar. Bu ne cürettir? Ben söyleyince kızıyorlar. Siz bu eli kanlı bebek katilinin mesajlarını Nevruz Bayramı'nda millete okutursanız işte olacağı budur! Bütün bunlar bu ülkeyi yönettiğini zannedenlerin himayesinde gerçekleşiyor, bu iktidarın göz yummasıyla, yol vermesiyle yapılıyor. Bunlar Türkiye'yi sahipsiz zannediyorlar.
“Biz Özgürlüğü Katile Eşitlemiyoruz”
Ben, Müsavat Dervişoğlu olarak sizin adınıza şunu soruyorum: Onlar kimi, neye razı etmeye çalışıyorlar? Onlar bu milletin bir kesimini kendilerine biat ettirmek, öte kesimini o terör hükümlüsüne tebaa yapmak istiyorlar. Biz ise her bir vatandaşımızı Cumhuriyet'in hür, eşit, onurlu ve kanun önünde eşit ferdi olarak görüyoruz. Biz özgürlüğü katile eşitlemiyoruz. Biz hukuku imtiyaz diye tanımlamıyoruz. Biz demokrasiyi ayrışma bahanesi diye anlamıyoruz. Yıllarca Kürt’ün derdiyle değil, Kürt’ü siyasetlerine alet etmenin hesabıyla ilgilendiler. Ona 'Karnın tok mu, çocuğun okula gidiyor mu, işin gücün var mı?' diye sormadılar. Çünkü Kürt’ün kendisini bu ülkenin yurttaşı diye görmesini istemediler. Çünkü onların derdi ne Kürt ne de Türk’tür. Onların derdi kendi küçük iktidar mıntıkalarıdır, pazarlıklarıdır, pazarlıklarıyla aldıklarıdır, verdikleridir.
Şunu biliniz ki milletin iradesi İmralı'da ve onun hamilerinde değil, bugün ve her daim burada, başkent Ankara’da, Tandoğan Meydanı’ndadır. Biz bugün Tandoğan'daysak Türkiye sahipsiz değildir. Bunlara da mecbur ve mahkum değildir. Çünkü Cumhuriyet sarayların değil, meydanların eseridir. Bütün kaleler zapt edilemez. Bütün ruhlar esir alınamaz. O ruh, Cumhuriyet’i kuran ruhtur. O beden, milli direnişin bedenidir ve e o ruh, o beden, işte bugün Tandoğan’dadır. Cisimleşmiştir, alnı açık, başı diktir.”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Siyasi ikballeri için devletin temeline dinamit koyanların ve on binlerce canımızın katili olan bir caniye af kapısı aralayanların karşısında sarsılmaz bir irade yer almaktadır. Gazi Meclis’in kutlu çatısı altında ihanetin komisyonculuğunu yürütenler, kapalı kapılar ardında kirli tezgahlar kuranlar, özgürlük maskesi takmış sinsi bölücüler ve teröristle devleti eşitleyip masaya oturtan çürümüş zihniyetler bu asil duruşun hedefidir.” ifadelerini kullandı.
“Bayrak İnmez, Vatan Bölünmez” Sloganları Atıldı
Miting öncesinde ve Dervişoğlu’nun konuşması sırasında, “Ne mutlu Türk’üm diyene”, “Bayrak inmez, vatan bölünmez” ve “Terörist APO” sloganları atıldı. Mitinge CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, Yeni Yol grubundan İdris Şahin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ile CHP il teşkilatı üyeleri de katıldı.
Mitingde açıklamalarda bulunan Dervişoğlu, Cumhuriyet’in sarsılmaz ruhunun ve millî direnişin Tandoğan Meydanı'nda yeniden cisimleştiğini belirterek, 48 yıl önce başlayan yürüyüşün bugün 85 milyonun iradesiyle devam ettiğini ifade etti. Dervişoğlu, terörü ve teröristleri kollayanlara, “Terörsüz Türkiye” söylemiyle ülkeyi bölmek isteyenlere karşı durduklarını belirterek, vatanın ekmeğini yiyip ihanet edenlerin, siyasi çıkarları uğruna devletin temeline zarar verenlerin ve on binlerce canımızın katili olan bir caniye af kapısı aralayanların karşısında sarsılmaz bir irade bulunduğunu söyledi.
Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Türk milleti adına açılan bu bayrak, boğazına çökülmek, nefesi kesilmek istenen bir milletin namusu, onuru ve nurudur. Bu duruş, terörü ve teröristi kollayanlara, ‘Terörsüz Türkiye’ yalanıyla ülkeyi bölmek isteyenlere karşı net bir tavırdır. Vatanın ekmeğini yiyip ona ihanet edenlerin, siyasi ikballeri için devletin temeline dinamit koyanların ve on binlerce canımızın katili olan bir caniye af kapısı aralayanların karşısında sarsılmaz bir irade yer almaktadır. Gazi Meclis’in kutlu çatısı altında ihanetin komisyonculuğunu yürütenler, kapalı kapılar ardında kirli tezgahlar kuranlar, özgürlük maskesi takmış sinsi bölücüler ve teröristle devleti eşitleyip masaya oturtan çürümüş zihniyetler bu asil duruşun hedefidir.”
“Talan Ve Ranta Dayalı Bu Düzene Karşı Hürriyet Mücadelesi Verilmektedir”
Dervişoğlu, ülkede milleti aç bırakanlara, talan ve rant düzenine karşı hürriyet ve istiklal mücadelesi verdiklerini belirterek, “Yargıyı siyasetin emrine verenlere, tweet attığı, haber yaptığı ya da sadece muhalif olduğu için hapse atılarak siyasi haklarına ipotek koyulanlara selam gönderilirken, kumarın, uyuşturucunun ve fuhşun özendirildiği, mafyanın cesaretlendirildiği bu çarpık sistem kökten reddedilmektedir.” dedi.
Yargı kararlarına da tepki gösteren Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu uyanış, hayallerini mülakat odalarında bırakan, umudunu yurt dışında aramak zorunda kalan pırlanta gibi gençlerimiz içindir. Açlık grevindeki öğretmenlerin, hakkını savunan madencilerin, canına kıyan polislerin ve 'Mustafa Kemal’in askeriyiz' dediği için ordudan ihraç edilen genç teğmenlerin sesidir. Kadın cinayetlerine, çocuk istismarlarına karşı durarak Allah'tan korkmayıp kuldan utanmayanların karşısında durmaktadır. Sınırların namusunu hiçe sayarak ülkeyi devasa bir sığınmacı kampına çevirenlere, nüfus yapısını sessiz sedasız değiştirenlere ve vatandaşlığı işportaya düşürenlere karşı bir direniştir. Cumhuriyet'e yüz çevirmiş bir milliyetçilik, milliyetçilikten utanan bir cumhuriyetçilik ve vatanın hiçbir mahremini koruyamayan kaypak bir muhafazakarlık topyekun reddedilmektedir. Her kirli teklife koşanlar, her tehdide boyun eğenler, sandığın şerefini kirletip siyaseti işportaya çevirenler ile ahlaksızlığı ahlak, riyakarlığı inanç diye pazarlayan medya borazanları bu iradenin karşısında tutunamazlar.
“BU DEVLET KİMSENİN TAPULU MALI DEĞİLDİR”
Meclis’in itibarını ayaklar altına alan saray dalkavukları, hanedanlık heveslileri ve siyaseti millete emir vermek zannedenler iyi bilmelidir ki, bu devlet kimsenin tapulu malı değildir. Kardeşi kardeşe düşman eden zehirli kutuplaşmaya son vererek, hakça üreten ve adilce bölüşen bir Türkiye inşa edilecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği aydınlık rotaya dönerek, adaletin gecikmediği, kimsenin polisinden ve yargısından korkmadığı hür bir ülke, çocuklara borç değil, başı dik yaşanacak bir vatan olarak miras bırakılacaktır.
Bugün Tandoğan’da ilan edilen şey, mukaddes bir başlangıç, modern bir Müdafaa-i Hukuk, Müdafaa-i Millet ve Müdafaa-i Cumhuriyet hareketidir. Değiştirilmesi bir yana, değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek olan anayasal düzenimiz, bu milletin namus sözüdür. Gasbedilen haklar söke söke geri alınacak, emeğin karşılığı mutlaka tahsil edilecektir. Adaletin zengine, fakire, iktidara ya da muhalefete göre ayrı işlemediği dürüst bir düzen yeniden kurulacaktır. Evlatlarımızın gözlerini yurt dışına değil, vatanımızın aydınlık ufkuna diktiği kutlu bir gelecek inşa edilerek Cumhuriyet yeniden kazanılacaktır. Unutulmamalıdır ki, zulmün topu, güllesi ve kalesi varsa, hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır, gecenin karanlığı ne kadar yoğun olursa olsun, sönmez ebedi bir gündüzün doğuşu yakındır.”
“‘Bütünleşik Muhalefet’ Anlayışını Savunuyoruz”
“Bizler, Gazi Mustafa Kemal’in canıyla, kanıyla kurup emanet ettiği üniter devleti ve milletin bölünmez bütünlüğünü müdafaa ederek birinci vazifemizi yerine getiriyoruz. Bu amaçla, sahte kavgaları ve suni krizleri bir kenara bırakarak ‘Bütünleşik Muhalefet’ anlayışını savunuyoruz. Çünkü gün, şahsi hesapların ve 'ben mi, sen mi' çekişmelerinin günü değildir. Vakit, bu ceberrut düzenden kurtulma, tek adamlığı terk edip demokrasiyi ve millet egemenliğini yeniden hakim kılma vaktidir. Ayrışmadan, bölünmeden ve yılmadan, gizli odalarda ya da icazetli masalarda değil, meydanlarda buluşarak sarsılmaz ilkeler etrafında kenetleneceğiz. Milletin iradesini sandıkta birleştirerek, Türkiye’nin her köşesinde omuz omuza haykıracak ve sözün de kararın da millete ait olduğunu tarihe kazıyacağız.
“TÜRK MİLLETİNİN SAHİPSİZ OLMADIĞINI İLAN EDİYORUZ”
Milli iradenin ve kutsal birliğin neferleri olarak Türk milletinin sahipsiz olmadığını ve kula kulluk edilmeyeceğini tüm dünyaya ilan ettiklerini söyleyen Dervişoğlu, korku duvarlarını yıkmak, prangaları parçalamak ve adalet, hürriyet, eşitlik ile kardeşlik temelinde “kimsesizlerin kimsesi olan o yüce çınarı yeniden yeşertmek” için tüm vatandaşları bu yürüyüşe davet etti.
Dervişoğlu, hainlerin bölücülük heveslerini boşa çıkarmak, üniter devleti ayakta tutmak, milletin birliğini ve bayrağın şerefini korumak, hakkını aradığı için susturulan ve baş eğmediği için sindirilmek istenen insanların onurunu geri vermek amacıyla “hep birlikte, inançla ileriye doğru yürüdüklerini.” söyledi.
Dervişoğlu, konuşmasının sonunda mitinge katılan bir vatandaşın taşıdığı ve Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun resminin yer aldığı portreyi kaldırdı. Dervişoğlu, ardından kürsüden inerek mitinge katılan vatandaşlarla tokalaştı.