DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: Ülkemizde Temiz Siyasete Şiddetle İhtiyaç Var

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Varlık Fonu'nun denetimden kaçırıldığını savunarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yüklendi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grubu’nda yaptığı haftalık konuşmada ekonomideki kötü gidişat, asgari ücrete ara zam ihtiyacı, çiftçinin yaşadığı sorunlar, Varlık Fonu'nun denetimden kaçırılması, hukuki güvenlik ve siyasette temiz yönetim ihtiyacı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Babacan, şunları söyledi:

“Türkiye’nin Asıl Önemli İhtiyacı Nedir Biliyor Musunuz? Temiz Siyaset”

“Ana muhalefet partisiyle ilgili son iki haftadır yaşananları hep birlikte takip ediyoruz. İlk gün de aynı şeyi söyledik, bugün de söylüyoruz. Tutumumuz çok net, çok açık: Yargı, siyaseti dizayn etmenin aracı haline getirilemez. Türkiye’nin ihtiyacı hukuki güvenliktir. Türkiye’nin ihtiyacı demokratik rekabettir. Türkiye’nin ihtiyacı sandık iradesine saygıdır. Hukukta öngörülebilirlik yoksa; demokrasi de, ekonomi de, ülke de zarar görür. Ancak arkadaşlar, Türkiye’nin asıl önemli ihtiyacı nedir biliyor musunuz? Temiz siyaset. Evet, ülkemizde temiz siyasete şiddetle ihtiyaç var. Partiler içinde ‘temiz yönetim’, belediyelerde ‘temiz yönetim’, merkezi hükümette ‘temiz yönetim’. Siyasi partiler, kendi içlerinde etik ilkelerini açıkça belirlemeli ve kendi iç muhakeme sistemlerini mutlaka oluşturmalıdır.”

“İnsanlar Sandıktan Demokrasiden Ümidini Kesmeye Başlıyor”

Partilerin kendi içlerinde bir denetim mekanizma kurmadan bu iddiaların bitmeyeceğini ifade eden Babacan, “Madem yargıya güvenemiyoruz, madem yargıda ‘Şu var, bu var’ diyoruz. O zaman partilerin kendi içinde bu sistemi kurmaları lazım. Yargıya bırakmamaları lazım. Ve bu olmadığı sürece de bu tartışmalar bitmez. Başka türlü Türkiye'de temiz siyasetten bahsetmek mümkün olmaz. Ve bunu siyasi partiler kendi içlerinde çok rahatlıkla yapabilir. Kim gerçekten temiz belediyecilik yaptı, kim hatalar içine düştü, bunu ayırt etmek de mümkün olmaz. İnanın üzülüyorum. Bu büyük ve güzel ülkemize çok yazık oluyor. İnsanlar sandıktan demokrasiden ümidini kesmeye başlıyor” dedi.

“Milyonlarca Vatandaşımız Bayram Sevincini Gönlünce Yaşayamadı”

“Bu bayram millet olarak ne yazık ki boynumuz bükük kaldı. Çünkü milyonlarca vatandaşımız bayram sevinci maalesef gönlünce gerçekleşemedi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz yine hesap yapmak zorunda kaldı. Çalışanlarımız geçim derdini ne yazık ki bir kenara bırakamadı. Bayram sofraları pek çok evde ekonomik sıkıntıların gölgesinde kuruldu. Esnafımız beklediği hareketliliği göremedi. Kurban pazarlarında satışlar beklentinin arzu edilen miktarlara ulaşmadı. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız arzu ettiği geliri satışı elde edemedi. Ülkemizde zaten hayvancılıkla ilgili sıkıntılar büyük ve gittikçe de büyüyor ve ülkemiz her yıl daha çok et ithalatına, canlı hayvan ithalatına bağımlı hale geliyor ama bu kurban bayramları da bu sıkıntıların en açık şekilde tezahür ettiği insanların bizzat yaşadığı gördüğü günler haline geliyor.”

“Dünkü Taban Fiyatı İlanı Çiftçimizi Enflasyona Ezdirmenin İlanıdır, Başka Bir Şey Değildir

“Dün biliyorsunuz buğday ve arpa alım fiyatları açıklandı. Buğdayda alım fiyatı 16.5 lira, artış oranı yüzde 22. Arpada alım fiyatı 12 lira 75 kuruş, artış oranı yüzde 16. Bakın dikkatinizi çekiyorum, en son açıklanan TÜİK’in açıkladığı tarımsal girdilerle ilgili enflasyon rakamı ki TÜİK bu, yüzde 35; pek çok çiftçimiz ise yüzde 70’lere varan maliyet artışlarından şikayetçi ancak verilen artış buğdayda yüzde 22 arpada yüzde 16. Özetle, dünkü taban fiyatı ilanı aslında çiftçimizi enflasyona ezdirmenin ilanıdır, başka bir şey değildir.”

“Hep Söyledik, Söylemeye Devam Edeceğiz: 1 Temmuz’da Ara Zam Şarttır”

“TÜRK-İŞ açlık sınırını açıkladı biliyorsunuz. Mayıs sonu itibarıyla açlık sınırı 35.174 liraya çıktı. Yani dört kişilik bir ailenin sadece gıda alışverişi için bir ayda harcaması gereken rakam 35.174 lira. İTO ilk beş aylık İstanbul enflasyonunu açıkladı, sadece beş ayda yüzde 18. Merkez Bankası yıl sonu enflasyon beklentisini de yükseltti. Yaklaşık 10 puanlık bir beklenti güncellemesi geldi ama asgari ücret çakıldı 28.000 liraya. Bakın yılbaşında ne dediler, ‘Biz asgari ücreti beklenen enflasyona göre artırıyoruz’ dediler. E beklediğiniz enflasyon 10 puan arttı. Beklenen enflasyon merkez bankası tarafından 10 puan artırıldığı anda 1 Ocak’tan itibaren bütün asgari ücretlilerin yüzde 10 alacağı oluştu. Sadece beklenen enflasyonun değişmesi sebebiyle. Belli ki altı ayın sonunda enflasyon yüzde 20 civarı gerçekleşecek. Bırakın yıl sonunu, yıl sonunda 20’nin altına düşeceğiz diyorlardı, ilk ayda yüzde 20’lik bir enflasyon gerçekleşecek. Hep söyledim, söylemeye de devam ediyorum: 1 Temmuz’da ara zam şarttır. İlk altı ayında oluşan yüz 20 enflasyon asgari ücretlimizin suçu değildir, bunun sebebi ülkeyi yönetenlerdir. Asgari ücrete 1 Temmuz’da ara zammı vermemek bir kul hakkıdır, hak gaspıdır.”

"Erdoğan, Kendi Başında Olduğun Varlık Fonu'nu Sayıştay Denetiminden Kaçırıyorsun”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sayıştay'ın kuruluş yıldönümünde söylediği “Devlet yönetimi emanettir, ganimet değildir” sözlerine, “Amenna. Hepimizin katılacağı sözler. Fakat çok büyük bir tezada dikkatinizi çekmek istiyorum" diyen Ali Babacan, şöyle devam etti: "Şu anda Varlık Fonu denen bir yapı oluştu değil mi? Bir ucube yapı Varlık Fonu. Bu Varlık Fonu'nun başkanı kim? Tarihimizde ilk defadır, kararname ibretliktir. ‘Ben Cumhurbaşkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı Varlık Fonu'nun başkanı olarak görevlendiriyorum’ diyor kararnamede. Benim yıllarca karşı durduğum, izin vermediğim, geçit vermediğim Varlık Fonu. Ben hükümetten ayrıldıktan hemen bir sene sonra kuruldu. 15 Temmuz'daki o hain darbe teşebbüsünden sonra meclis bir süre çalıştı ya, o ağustos ayında bunun kanununu geçirdiler ve kanun kısa bir kanun diyor ki bu ‘Varlık Fonu aklına ne gelirse yapar, kimse de hesap soramaz.’ Sayıştay denetimine tabi değildir. Anayasa Mahkemesi 2025'te o maddeyi iptal etti, biliyor musunuz? ‘Bu anayasaya aykırıdır. Böyle bir kurum Sayıştay denetiminden ari olamaz’ dedi. Hemen apar topar 23 Ocak'ta bir torba yasaya sanırım bir madde koydular. Etrafından dolandılar ve yine Varlık Fonu'nu Sayıştay denetiminden ari hale getirdiler. Şimdi ben Sayın Erdoğan'a soruyorum. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Bir yandan diyorsun ki ‘Sayıştay şöyle önemlidir, böyle önemlidir. Bu devlet yönetimi emanettir, ganimet değildir’ diyorsun. Bunu Sayıştay'ın kuruluş yıldönümünde söylüyorsun ama kendi başında olduğun Varlık Fonu'nu Sayıştay denetiminden kaçırıyorsun.”

Ali Babacan: Ülkemizde Temiz Siyasete Şiddetle İhtiyaç Var

“Devlet Seçici Olarak Hisse Senedinin Fiyatına Destek Veremez”

Bayram öncesi piyasalardaki hareketlenmeyi de değerlendiren Babacan, "Bu bayramdan önce mutlak butlan kararıyla beraber piyasada ciddi hareketlenme oldu. Bir baktım ‘Varlık Fonu’ diyorlar, ‘borsaya güçlü bir müdahale yaptı.’ Borsa düşmesin diye. Şu işe bak. Daha önce bunun örneği görülmemiş. Böyle bir şey yok. Sayıştay da denetleyemiyor. Ama burada bu Yüce Meclisin çatısı altında soruyorum. Varlık Fonu o piyasanın hareketli olduğu günlerde borsa düşmesin diye hangi şirketlerin hisse senedini aldı da o şirketlerin fiyatını yükseltti? Hangi şirketlerin hisse senedini almadı da o hisse senetlerinin düşmesine göz yumdu? Bu adalet mi? Biz, yıllar boyu bu ülkenin ekonomisinin başında olduk. Böyle bir şey olmaz. Devlet seçici olarak ‘Herhangi bir özel sektörün hisse senedinin fiyatına destek veriyorum, öbürünün düşmesine izin veriyorum’ demez. Gerçekten inanılır gibi değil. Daha önce örneği görülmemiş ve son derece suistimale açık böyle bir kapıyı da açtılar" diye konuştu.

“Arka Kapıdan Döviz Satanlar Şimdi Arka Kapıdan Borsaya Müdahale Etmeye Başladılar”

Babacan, döviz kuruna yapılan müdahaleleri ve faiz yükünü de eleştirerek, "Hani Merkez Bankası'nın arka kapısından damat döneminden bu yana gizli saklı döviz satarak kuru tutuyorlar. Bak biz ekonomiyi ne kadar iyi yönetiyoruz. Döviz kuru duruyor, dünyanın faizini veriyorlar. 2 trilyon 700 milyar lira devlet faiz ödüyor bu sene hazineden. Niye ödüyor? Dışarıdan döviz gelsin diye. Niye gelsin diye? Döviz olsun ki piyasada hareket olduğu zaman ben o dövizi satayım, kuru tutayım. Millet bak ekonomiyi ne güzel yönetiyorlar diyebilsin diye. Şimdi arka kapıdan döviz satanlar şimdi arka kapıdan borsaya müdahale etmeye başladılar. Böylesine şeffaflıktan uzak ve hesap vermekten kaçan bir anlayışla devlet yönetilmez. Bunun adı pervasızlıktır. Bunun adı vurdumduymazlıktır" dedi.

“15 Mayıs Geliyor Geçiyor, Hani Nerde Devleti Yönetenler, Hani Nerede Garantörlük?”

“Maden işçilerimizin Kurtuluş Parkı’ndaki haklı eylemini hatırlıyorsunuz. Tam 8-9 gün kimse kılını kımıldatmadı. İnsanlar orada açlık grevine başladılar, sadece ve sadece hakkını istediler. Fakat öyle bir yönetim sistemi var ki şu anda, Cumhurbaşkanı parmağını oynatmıyorsa hiç kimse kılını kımıldatmıyor, sadece izliyor. Genel müdürün çözeceği bir sorun Cumhurbaşkanından talimat gelmeyince çözülemedi. Ne zaman çözdüler 28 Nisan’da. Niye? 1 Mayıs geliyor ya, 1 Mayıs’ta zaten meydanlar hareketlenecek ya, bu doğal hak talebiyle meydan hareketlenmesini çakıştırmak istemediler, ‘tamam’ dediler, ‘ne istiyorsanız yapacağız’ dediler ve bir anlaşma protokolü yapıldı ve 7 maddede sıraladılar ve bunu en geç 15 Mayıs’ta ödeyeceğiz dediler. 15 Mayıs geçti, 31 Mayıs geçti, geldik bugün 3 Haziran, yedi kalem ödemenin sadece 1’i yapılmış durumda. Üstelik o anlaşma protokolünde bir garantörlük maddesi var dikkat edin. Diyor ki ‘Şu bakanlıklar bunun garantörüdür’ diyor. Ama 15 Mayıs geliyor geçiyor, hani nerde devleti yönetenler, hani nerede garantörlük? Buharlaşmış durumda. Şimdi yeniden Ankara’ya yürümek istiyorlar, yeniden hak talebinde bulunuyorlar ve biz onların sonuna kadar yanında olacağız.”

“Vatandaşlarımızın Şu Anda Bu Kadar Yüksek Faiz Ortamında Bu Kadar Borçlanması Tercih Değil Mecburiyet”

“Merkez Bankası’nın yayımladığı Finansal İstikrar Raporunda 2026’nın 31 Mart tarihinde, bir önceki yılın aynı tarihine göre vatandaşımızın bankalara olan borcu sadece finansal borcu yüzde 50’nin üzerinde artmış durumda ve 6 trilyon 636 milyar liraya ulaşmış durumda. Bakın enflasyon yüzde 30’larda, ama vatandaşımızın bankalara olan borcundaki artış yüzde 50’nin üzerinde. Bu ne demek? İnsanlar kazandığından daha fazla harcıyor demek. Bu ne demek? Ailesini geçindirmek için borçlanıyor, gelirinden daha fazla harcamak durumunda kalıyor ki en azından mutfağına buzdolabına gıda girebilsin diye. Bu bir tercih değil arkadaşlar. Vatandaşlarımızın şu anda bu kadar yüksek faiz ortamında bu kadar borçlanması tercih değil mecburiyet. Elde avuçta olmayınca cepte de kredi kartı olunca diyor ki, ‘çek’. Bu zorunluluk haline gelmiş bir yaşam tarzı. Çok yazık ve ortada ciddi bir gelir ve refah sorunu var.”

“Türkiye'nin İhtiyacı Üretimi, Yatırımı, İhracatı Artırmak”

“Yoksulluğu azaltmayan, gençlerin işsizlik sorununa hiçbir çözüm üretmeyen, yetersiz, düşük kaliteli, sürdürülebilir olmayan ve sadece bir istatistikten ibaret büyüme söz konusu Türkiye'de. Türkiye'nin ihtiyacı arkadaşlar rakamsal büyüme değil, Türkiye'nin ihtiyacı üretimi, yatırımı, ihracatı artırmak ve Türkiye'nin ihtiyacı vatandaşın refahını büyütmek. Ortada büyüme olarak sunulan tablo üretime dayanmayan, kırılgan ve son derece dengesiz bir yapıya sahip. Çünkü eğer sanayi küçülüyorsa, üretim geriliyorsa, ihracat düşüyorsa o zaman sorulması gereken bir soru var. Peki bu büyüme kime yarıyor? Kim büyümüş?”

“İktidar Yanıbaşında Duran Ve Milletin Emeğini Sömüren Menfaat Şebekelerini Büyütmüş”

“İktidar yanıbaşında duran ve milletin emeğini sömüren menfaat şebekelerini büyütmüş. İktidar faiz alan, yüksek faizi kendi hanesine gelir olarak yazan herkesi büyütmüş. Üretici yerine aracıya yarayan, emekçi yerine ayrıcalıklı gruplara yarayan, vatandaş yerine belirli çevrelere yarayan bir düzen kurmuş aslında iktidar. Çalışan kaybetmiş, üreten kaybetmiş. Kazanan ise bir avuç menfaat şebekesi. İşte biz bunun karşısındayız. Çünkü biz bir avuç ayrıcalıklı grubun değil, bu ülkenin alın teri döken milyonlarının yanındayız. Ekonomi belli çevrelerin zenginleşme aracı olamaz. Bu olsa olsa ekonomi değil vicdansızlıktır, adaletsizliktir. Milletin cebindekini rızası olmadan belirli çıkar gruplarına aktarılan bu düzenin adı da ekonomi olamaz.”

“Güvenin Olmadığı, Adaletin Olmadığı, Öngörünün Olmadığı Bir Düzende Ekonomi Büyümez, Refah Artmaz”

“Ekonomik anlamda fakirleşiyoruz ama aynı zamanda adalet de demokrasi de günden güne fakirleşiyor. Görüyorsunuz; bir kararnameyle önce bir üniversite kapatılıyor, hemen iki gün sonra bir başka kararnameyle yeniden açılıyor. Böyle bir sisteme yönetim sistemi falan denmez. Buna ancak keyfilik denir, buna ancak vurdumduymazlık denir. Bir açıklama da izahat da yok. Denir ki ‘Şu şu sebepten kapattık, pardon yanlış yapmışız, şöyle biri geldi yeni elimizde bilgi var, bu sebeple de açıyoruz.’ Hiçbir şey yok. ‘Canım istedi kapattım, canım istedi açtım.’ Böyle bir düzen olamaz. Güvenin olmadığı, adaletin olmadığı, öngörünün olmadığı bir düzende ekonomi büyümez, refah artmaz. Bu kadar önemli kararlar, on binlerce insanı ilgilendiren kararlar bir gecede bir kişinin imzasıyla alınamaz. Gerçek demokrasi; hukukun üstünlüğüdür, gerçek demokrasi kuralların herkese eşit uygulanmasıdır, gerçek demokrasi vatandaşın kendini hukuki güvende hissettiği bir yönetim şeklidir. Eğer bu alanlarda zayıflama varsa, ekonomik sorunlar da gittikçe derinleşir, toplumsal güven zedelenir.”

“Biz Mevcut Düzenin Tamamına Alternatif Olarak Milletimizin Karşısındayız”

“Siyaset üretemeyenlerin, çözüm üretmek yerine düşmanlık ve gerilim üzerinden kendilerine alan açmaya çalıştıklarını görüyoruz. İki kutuplu bu yapı, milletin asıl sorunlarını bir sis perdesi gibi örtmekten başka da bir işe yaramıyor artık. Sonuçta olan yine vatandaşa oluyor. Olan, ekonomik sıkıntı içinde geçim mücadelesi veren milyonlara oluyor. Biz bu düzene, bu kısır döngüye sessiz kalamayız. Biz mevcut düzenin tamamına alternatif olarak milletimizin karşısındayız ve bu düzene ‘dur’ diyecek olan da yine bizleriz. Yeter ki dik duralım. Yeter ki doğruyu konuşmaktan asla vazgeçmeyelim. Bugün zor günlerden geçebiliriz ama biz bu ülkenin vicdanına, sağduyusuna ve aklıselim insanlarına güveniyoruz.”

İLGİLİ HABERLER