Mahsun Kırmızıgül’den Haluk Levent Paylaşımı: Keşke Ellerin Kırılsaydı

Sanatçı Mahsun Kırmızıgül, Ahbap Derneği soruşturmasında tutuklanan eski dostu Haluk Levent hakkında zehir zemberek bir açıklama yaptı. Kırmızıgül, geçmişte borçlarını ödeyip hapishaneden kurtardığı Levent'in, deprem döneminde bile kötü alışkanlıklarından vazgeçmediğini belirterek, “Keşke ellerin kırılsaydı” sözleriyle isyan etti.

Yönetmen ve şarkıcı Mahsun Kırmızıgül, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla adeta içini döktü. Yıllar önce şöhret basamaklarını birlikte tırmandığı Haluk Levent'in AHBAP Derneği soruşturması kapsamında yeniden cezaevine girmesiyle derin bir hayal kırıklığı yaşadığını gizlemeyen Kırmızıgül'ün satırları, okuyanların dikkatini çekti. 

“Cezaevine Bizzat Biz Götürdük”

Eski günleri yad ederek sözlerine başlayan ünlü sanatçı Mahsun Kırmızıgül, Haluk Levent ile aynı dönemde aynı hayalleri kurduklarını aktardı. Geçmişte yaşanan büyük borç krizini ilk kez bu kadar net anlatan Kırmızıgül, Levent'in kötü alışkanlıkları yüzünden başına büyük belalar açtığını kaydetti.

O dönem sekiz ayrı bankaya olan borçlar yüzünden Haluk Levent'i Adana Karataş Cezaevi’ne rahmetli yapımcı Hilmi Topaloğlu ve Özcan Deniz’le birlikte bizzat götürdüklerini belirten Kırmızıgül, “O günlerde sekiz ayrı bankaya olan borçlarını kapatabilmen için, Star TV’de yaptığım diziden kazandığım parayla borçlarını ödedik. Yeniden ayağa kalkman için elimizden geleni yaptık.” ifadelerini kullandı.

“O Masalara Oturmamalıydın”

Yıllar sonra Ahbap Derneği ile gelen başarıyı, bakanlardan ve cumhurbaşkanının eşinden alınan ödülleri gururla izlediğini dile getiren Mahsun Kırmızıgül, son yaşananların ardından dostuna çok sert eleştiriler yöneltti. Levent'in yeniden zaaflarına yenik düştüğünü belirten Kırmızıgül, deprem dönemine dikkat çekerek adeta ateş püskürdü.

Halkın deprem yaralarını sarmaya çalışırken devlet kurumları yerine Ahbap'a ve Haluk Levent'e güvendiğini vurgulayan Kırmızıgül, “Depremde ölen insanlar için, dünyalar güzeli, o çok özel kızının hatırı için, bile o masalara bir daha oturmamalıydın. O ekranlara bakmamalıydın. O tuşlara hiç dokunmamalıydın. Keşke ellerin kırılsaydı da bu alışkanlıklara bir daha dönmeseydin.” diyerek sitem etti. Kırmızıgül, milyonlarca insanın güveninin birkaç dakikalık heyecan uğruna heba edildiğini ekledi.

“Seni Değil, O Çok Özel Olan Kızını Düşünüyorum”

Yaşananların sadece Haluk Levent'i değil, ona inanan ve elindeki avucundakini derneğe gönderen milyonlarca insanı ve dostlarını da derinden yaraladığı ifade edildi. Paylaşımının sonunda dostunun kızına parantez açan Kırmızıgül, bir evladın babasının omuzlarında güveni öğrenmesi gerektiğini, Levent'in kızı uğruna bile bu tutkularından sıyrılamadığını kaydetti. 

“Gerçekten Değdi Mi Haluk?”

İçinde cevapsız tek bir soru kaldığını belirten Mahsun Kırmızıgül, eski dostuna “Gerçekten değdi mi Haluk?” sorusunu yönelterek sözlerini noktaladı. 

Mahsun Kırmızıgül'ün açıklamasının tam metni şöyle: 

“Nerden nereye…. 

Bir Haluk Levent hikayesi…

Biz seninle aynı dönemde aynı hayalleri kuruyor, aynı heyecanları yaşıyorduk. Bir gün milyonlara ulaşacağımızın hayalini kuruyorduk. Aynı yapım şirketinde, aynı çatı altında şöhret basamaklarını birlikte tırmandık.

O yıllarda sen, nasıl olduysa korkunç bir borç sarmalının içine düştün. Edindiğin kötü alışkanlıklar başına büyük belalar açmıştı. Borçların yüzünden seni Adana Karataş Cezaevi’ne, rahmetli yapımcımız Hilmi Topaloğlu ve Özcan Deniz’le birlikte bizzat biz götürdük.

O günlerde sekiz ayrı bankaya olan borçlarını kapatabilmen için, Star TV’de yaptığım diziden kazandığım parayla borçlarını ödedik. Yeniden ayağa kalkman için elimizden geleni yaptık.

Sonra hayat hepimizi farklı yollara savurdu…

Yıllar sonra Ahbap Derneği’yle yaptığın yardımları, ihtiyaç sahiplerinin yanında oluşunu gördükçe içimden, “Haluk Levent o karanlık günleri geride bıraktı. Çok şükür küllerinden yeniden doğdu.” diyordum. Attığın her adımla gurur duydum. Bakanlar, Valiler, Belediye Başkanları sana destek oldular. Cumhurbaşkanının eşinden  ve bir çok yerden ödül aldın. Sivil toplum kuruluşları yaptıklarını takdir etti.

Binlerce konser verdin. Meydanlar doldu, salonlar doldu. Reklamlarda oynadın, büyük markalar sana sponsor oldu. Hayat sana milyonlarca insanın ömrü boyunca ulaşamayacağı imkânlar sundu.

Ama ah be Haluk…Şu kötü alışkanlıklarından neden  kurtulamadın? Neden?

Depremde ölen insanlar için, dünyalar güzeli, o çok özel kızının hatırı için, bile o masalara bir daha oturmamalıydın. O ekranlara bakmamalıydın. O tuşlara hiç dokunmamalıydın. Keşke ellerin kırılsaydı da bu alışkanlıklara bir daha dönmeseydin.

Bu halk seni başının üstüne koydu. En güvenilir, en çok alkışlanan sanatçılardan biri yaptı. Bağrına bastı. Sana ikinci, üçüncü, belki de son bir şans verdi.

Depremde insanlar evlatlarını, annelerini, babalarını toprağa verirken, kendi yaralarını sarmaya çalışırken milyonlarca insan elindekini avucundakini devletin kurumları yerine sana gönderdi.  Sana güvendi.

Milyonlarca insan sana ışık yaktığı halde o karanlığın içinden aydınlığa çıkamadın. Neden o ışığı göremedin? Neden o kötü alışkanlıkların için doğruluktan ve dürüstlükten ayrıldın?

Hayat bu kadar ucuz muydu Haluk? Birkaç dakikalık heyecan uğruna, bunca sevgiye, bunca güvene, bunca emeğe sırt çevirmeye gerçekten değer miydi?

Yaptıkların sadece seni yıkmadı. Sana inananları, seni sevenleri, dostlarını da derinden yaraladı.

Ben bugün en çok seni değil, o çok özel olan kızını düşünüyorum. Çünkü bir evlat, babasının omuzlarında güveni öğrenir. Sen, onun uğruna bütün kötü alışkanlıklarını, bütün tutkularını, bütün zaaflarını geride bırakmalıydın.

İçimde cevabını bulamadığım tek bir soru kaldı…

Gerçekten değdi mi Haluk?”

Kaynak: Medya Haber | Haber Merkezi

İLGİLİ HABERLER