Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş: Medeniyetler Değer Üretebildikleri Ölçüde Yükselebilirler

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Medeniyetler değer üretebildikleri ölçüde yükselebilirler. Attığımız adım yalnızca kurumsal bir işbirliği girişimi değil; toplumsal ve küresel bir değer oluşturma gayretidir.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Azerbaycan’da düzenlenen I. Türk Devletleri Teşkilatı Üye Ülkelerinin Din İşlerinden Sorumlu Kurum Başkanları Toplantısı’na katıldı.

“Yunus Emre’nin Sevgisiyle Bütünleşen Bir Medeniyetin Varisleriyiz”

Şuşa şehrinde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Başkan Safi Arpaguş, Türk devletlerinin en önemli teminatının şanlı tarihimizin bizlere emanet ettiği kardeşlik şuuru olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bizler, yalnızca ortak bir coğrafyanın ve demografik yapının üyeleri değil; köklü bir tarihin, kültürün ve medeniyetin mensuplarıyız. Bizler, İmam-ı Azam, İmam-ı Buhari gibi İslam ilim geleneğinin en büyük öncülerinin; İmam Maturidi ve Farabi gibi İslam düşünce sistemini inşa eden büyük akılların mirasını devralan toplumlarız. Bizler, Kaşgarlı Mahmud’un diliyle konuşan, Ahmet Yesevî’nin irfanıyla yoğrulan, Yusuf Has Hacib’in hikmet anlayışıyla şekillenen ve Yunus Emre’nin sevgisiyle bütünleşen bir medeniyetin varisleriyiz.”

“Aramızda Kuracağımız Güçlü İşbirlikleri, Tüm Dünyanın İstikrarına Önemli Katkılar Sağlayacaktır”

Büyük devletlerin arkasında güçlü ordular kadar güçlü fikirlerin olduğunu da söyleyen Başkan Arpaguş, “Güçlü ekonomiler kadar güçlü değerler de vardır. Münbit topraklar kadar ufkuyla ışık saçan güçlü insanlar da vardır. Bugün Türk dünyasının sahip olduğu nüfus, zengin doğal kaynaklar, stratejik coğrafi konum ve köklü devlet tecrübesi; ortak hareket ettiğimizde bizleri küresel bir güç haline getirecek eşsiz imkanlar barındırmaktadır. Aileden gençliğe, eğitimden kültüre, ilmi araştırmalardan yayıncılığa kadar her alanda aramızda kuracağımız güçlü işbirlikleri, yalnızca ülkelerimizin huzur ve refahına değil, bölgemizin ve tüm dünyanın istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Yaşadığımız çağda tebarüz eden jeopolitik gerilimler, ekonomik dalgalanmalar, savaşlar, kitlesel göç hareketleri ve kimlik temelli çatışmaların Türk dünyasını ve tüm İslam dünyasını derinden etkilediğini dile getiren Başkan Arpaguş, “Diğer yandan dijitalleşmeyle birlikte bilgi akışının sınır tanımadığı günümüzde toplumlar, birçok alanda olduğu gibi inanç ve kültür alanında da yeni tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. Din istismarı, İslam düşmanlığı, dezenformasyon, radikalleşme eğilimleri, aşırılıkçı ideolojik akımlar ve özellikle gençleri hedef alan manipülatif dinî söylemler, elbirliği ile mücadele edilmesi gereken küresel meseleler olarak karşımızda durmaktadır.” şeklinde konuştu.

“Ortak Değerlerimizden Aldığımız Güçle Geleceğimizi Birlikte İnşa Edeceğiz.”

Türk dünyasının dini kurumlarının İslam’ın kucaklayıcı ilkelerini, kardeşlik çağrılarını, dayanışma ve paylaşma ahlakını çağın idrakine etkili bir şekilde sunması gerektiğini kaydeden Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:

“İnsanı önceleyen, adaleti ve merhameti esas alan medeniyet değerlerimizi daha güçlü bir şekilde hayata taşımaktır. Türk dünyası, derin tarihi birikimi, köklü kültürel tecrübesi, güçlü devlet geleneği ve yetiştirdiği ilim, fikir ve irfan öncüleri ile bu önemli görevi hakkıyla yerine getirecek bir potansiyele sahiptir. İnanıyorum ki sahip olduğumuz bilgi, beceri ve donanımı etkin kılacak bir irade ortaya koyduğumuzda ve müşterek bir hareket kabiliyeti geliştirdiğimizde, çağın getirdiği dini, ahlaki, içtimai ve insani sorunlar kolaylıkla çözülebilecektir. Biz bu toplantıyı böyle bir gayenin yansıması olarak görüyoruz. İnşallah, bu iş birliği mekanizması sayesinde ortak tehdit ve sınamalar karşısında müşterek stratejiler geliştirecek, özellikle dini alanda koordinasyonumuzu güçlendirerek daha etkin politikalar üretecek ve ortak değerlerimizden aldığımız güçle geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz.”

“Geleceğimizi Tehdit Eden Sorunlara Karşı Koruyucu Tedbirler, Önlemler Almak Zorundayız”

Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Malum olduğu üzere Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkelerin nüfusunun önemli bir bölümünü gençler oluşturmaktadır. Bu gerçek, gençlere yönelik çalışmalarda proaktif rol almayı zorunlu kılmaktadır. Gençlerimizi ve dolayısıyla geleceğimizi tehdit eden sorunlara karşı koruyucu tedbirler, önlemler almak zorundayız. Biliyoruz ki milletlerin bekası, gençlerinin ufkuyla, iradesiyle ve hayalleriyle doğrudan ilişkilidir. Gençlerimize yönelik faaliyetlerimizde bu bilinçle hareket etmeliyiz. Onları geleceğin yöneticileri, ilim insanları, düşünürleri, kanaat önderleri olarak görmeli ve eğitim metodumuzu, müfredatımızı böyle bir perspektifle şekillendirmeliyiz.”

Temel hedefin, kendine güvenen, manevi değerlerine sahip çıkan, çağın imkanlarını doğru kullanan ve ufku bütün insanlığı kuşatan bir nesil yetiştirmek olması gerektiğini aktaran Arpaguş, “Bu ideale ulaşabilmek için eğitim kurumlarımız arasında ortak programlar geliştirilmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla gerek fiziksel gerekse dijital olarak müşterek eğitim platformları ve araştırma merkezleri oluşturmalıyız. Çağın imkan ve fırsatlarını iyi değerlendirerek dini bilgiyi çağın diliyle genç kuşaklara ulaştıracak yeni yöntemler geliştirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Arpaguş, “Nesillerimizin birbirini daha iyi ve daha doğru tanımalarını sağlayacak ortak çalışmalar yapılması da bir zorunluluktur. Türk dünyasının gençleri bugün birbirlerini ne kadar iyi tanırsa, yarın aramızdaki dayanışma o kadar güçlü olacaktır. Ortak tarih şuuruna sahip, ortak değerlerle beslenen ve ortak bir gelecek vizyonunu paylaşan genç nesiller, işbirliğimizin en sağlam teminatı olacaktır.” diye konuştu.

Safi Arpaguş Medeniyetler Değer Üretebildikleri Ölçüde Yükselebilirler
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş

“Tefrikanın Altında Yatan En Temel Etken Cehalettir”

İslam ve Müslümanlar aleyhinde organize algı operasyonunun varlığının herkes tarafından malum olduğunu anlatan Arpaguş, şunları kaydetti:

“Bunun yanında, dinin doğru anlaşılması hususunda İslam toplumlarının da ciddi sorunlar yaşadığı açıktır. Toplumların yanlış din tasavvuru, ne yazık ki dinin istismar edilmesine zemin hazırlamaktadır. Etnik ve mezhebi farklılıkları çatışma sebebine dönüştüren bu durum, aynı zamanda şiddet, tekfir ve terör gibi meselelerin hayatı kuşatmasının da en önemli nedenlerindendir. Bu noktada dini kurumlarımızın daha fazla inisiyatif almaları gerekir. Kurumlarımız, öncelikle doğru bilgi ile irtibatını en güçlü hale getirmelidir. Nitekim vahdetin önündeki en büyük engel ve tefrikanın altında yatan en temel etken cehalettir.” 

“Ümmetin Meselelerine İslam’ın Perspektifiyle Çözümler Üretmek Durumundayız”

İslam coğrafyasını yoran iki tür cehaletin olduğunu belirten Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bunlardan biri, yüce Kitabımızı, sevgili Peygamberimizi (s.a.s) ve şanlı medeniyetimizi bilme ve anlama açısından yaşanan cehalet; diğeri ise İslam beldeleri üzerine oynanan oyunlar ve senaryoları fark etme konusundaki cehalettir. Dolayısıyla bizler öncelikle bu iki cehaletle mücadele etmek zorundayız. Ortak akıl oluşturarak çağın ve ümmetin meselelerine İslam’ın perspektifiyle, makul ve uygulanabilir çözümler üretmek durumundayız. Ortak projelerle kapsamlı, disiplinli ve uzun vadeli çalışmalar yapmak mecburiyetindeyiz.  Ayrıca din özgürlüğünün temini, kutsal değerlere yönelik saldırıların önlenmesi, nefret söylemiyle mücadele edilmesi ve din temelli ayrımcılığın engellenmesi konularında da ortak bir duruş sergilemek hepimizin birincil hedefi olmalıdır. Zira ırkı, dili, dini, mezhebi ne olursa olsun her insanın temel hak ve özgürlüklerinin korunması, yüce dinimiz İslam’ın en temel gayesidir. Adalet, hakkaniyet ve insanlık onurunun bir gereğidir.”

“Toplumsal Barışı Güçlendirmek Önceliğimiz Olmalıdır”

Türk-İslam coğrafyasının, tarih boyunca farklı dinlere, inançlara ve kültürlere ev sahipliği yaptığını belirten Başkan Arpaguş, “Tüm farklılıkları bir uyum içinde bir arada tutmasıyla, birlikte yaşama tecrübesiyle tüm dünyaya örnek olmuştur. Bu onurlu mirası geleceğe taşımak zorundayız. Ülkelerimizde yaşayan farklı inanç mensuplarının haklarını korumak, din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almak, kutsal değerlere saygıyı teşvik etmek ve toplumsal barışı güçlendirmek önceliğimiz olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“Kökümüz, Dilimiz, Dinimiz, Tarihimiz, Acılarımız Ve Sevinçlerimiz Birdir”

Farklı inanç ve kültür mensuplarıyla ilişkide insan onurunu esas alan bir yaklaşım ortaya koymanın hem ülkelerimizin iç huzuruna hem de küresel ölçekte barışın tesisine önemli katkılar sağlayacağına dikkati çeken Arpaguş, “Medeniyetler değer üretebildikleri ölçüde yükselebilirler. Bugün burada attığımız adım yalnızca kurumsal bir işbirliği girişimi değil; toplumsal ve küresel bir değer oluşturma gayretidir. Bu aynı zamanda ortak geleceğimize yönelik stratejik bir vizyonun ilanıdır. Bizler aynı kökten beslenen bir çınarın dalları gibiyiz. Kökümüz, dilimiz, dinimiz, tarihimiz, acılarımız ve sevinçlerimiz birdir. İnşallah geleceğimiz de bir ve beraber olacaktır. Kurduğumuz bu işbirliği mekanizması sayesinde bilgi paylaşımımız güçlenecek, din hizmeti ve eğitimi alanındaki hizmet kapasitemiz artacak ve uluslararası platformlarda daha etkin bir dayanışma zemini oluşacaktır.” şeklinde konuştu.

Arpaguş, konuşmasını şöyle tamamladı:

“İnanıyorum ki sahip olduğu ve temsil ettiği değerlerle Türk Devletleri Teşkilatı, bilgiye dayalı doğru politikalar üreterek dayanışmayı kurumsallaştırdığında bu coğrafyada yeni bir medeniyet hamlesine öncülük edecektir. Kendi bölgesinin olduğu kadar küresel barışın ve insanlığın ortak geleceğinin de en güçlü aktörlerinden biri haline gelecektir. Bu vesileyle toplantımızın Türk Devletleri Teşkilatı için yeni ufuklar açmasını, ülkelerimiz arasındaki kardeşlik bağlarını daha da güçlendirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Başta Azerbaycan Cumhuriyeti Dini Kuruluşlarla İlişkilerden Sorumlu Devlet Komitesi Başkanı Sayın Ramin Mammadov olmak üzere bu anlamlı organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.”

Arpaguş, Gazetecilere Değerlendirmelerde Bulundu

Safi Arpaguş, program sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada Şuşa’da olmaktan dolayı mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Burada Türk Devletleri Topluluğumuzdaki kardeş devletlerimizle gerek din eğitimi gerek din hizmetleri ve toplumlarımızda dinin sosyolojik hayatımızdaki yeri konusunda önemli kararlar aldık. Dinin hayatın şekillenmesinde dini bilginin öğrenilmesinde karşılıklı iş birliği ve planlamaların, projelerin çalışmalarını yaptık. Hep birlikte beraber olarak toplumlarımızın dini hayatının daha güzel olması adına, daha güzel hizmetler yapması adına kararlar aldık. Hayırlı olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyorum. Birliğimizin, beraberliğimizin ve kardeşliğimizin daim olmasını diliyorum.” dedi.

Toplantıda, Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Ensari Yentürk ile Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri İhsan Açık da hazır bulundu.

İLGİLİ HABERLER