Furkan Hareketi lideri Alparslan Kuytul, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel gibi isimlerin arkasında silahlı bir güç olmadığı için iktidara gelemeyecekleri yönündeki ifadelerini yorumladı. Kuytul, bu sözlerin arka planında tehlikeli bir mesaj yattığını savundu.
Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek geçtiğimiz günlerde yaptığı basın toplantısında, “İmamoğluların, Özgür Özellerin silahlı gücü yok. Nasıl iktidar olacaklar? İktidar olması için silahları olması lazım. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk polisi içindeki güçlerini kaybettiler. Silahlı kuvvetleri olmadığı için de onlara iktidar yok.” demişti.
‘Demokrasi Yalan, Silahın Dediği Olur Demek İstiyorlar’
Alparslan Kuytul 14 Haziran'da Youtube kanalında yayınlanan videosunda Perinçek'in sözlerine tepki gösterdi.
Kuytul, 12 Haziran'da yaptığı konuşmada konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bakar mısınız, tam bir darbeci konuşması. 'Silahlı gücünüz yoksa size hükümet vermeyiz' demeye getiriyor. Bu sözler, bu ülkede seçimlerin ve demokrasinin birer yalan olduğunu itiraf etmektir. 'Ne kadar oy alırsanız alın, bilgisayar başında rakamları değiştiririz, sandıkları hallederiz, ruhunuz bile duymaz' demek istiyorlar. Ülkede gerçek iktidarın halk değil, devlet ve silahlı güçler olduğunu açıkça beyan ediyor.”
Kuytul, bu tarz ifadeleri sıradan bir vatandaşın kullanması durumunda derhal hukuki işlem başlatılacağını, ancak Perinçek ve Devlet Bahçeli gibi isimlerin “devlet adına” konuştukları için kendilerine dokunulmadığını ileri sürdü.
“Erdoğan da Devletin ve ABD'nin Projesiyle Önü Açılarak Geldi”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasete giriş sürecine de değinen Alparslan Kuytul, AK Parti'nin ilk dönemlerinde silahlı bir gücü olmamasına rağmen, dönemin küresel ve yerel güç odakları tarafından desteklendiğini iddia etti. Erdoğan’ın geçmişte hapse girmesini “şüpheli” bulduğunu belirten Kuytul, süreci şu sözlerle savundu:
“AKP’nin silahlı gücü yoktu ama devlet mekanizması ve silahlı güçler onu destekledi. Gerçek bir dava adamı hapse girdi mi birkaç ayda çıkamaz. Erdoğan'ı o dönem hapse atarak aslında mağduriyet üzerinden önünü açtılar. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında; namaz kılan, İslami kökten gelen ve eşi başörtülü bir lidere ihtiyaç vardı. Amerika ve bazı güçler devreye girerek Türk devletini ikna etti.”
“Deniz Baykal Devletin Adamıydı”
Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılmasında kilit rol oynayan dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal hakkında da konuşan Kuytul, “Normalde mahalle muhtarı bile olamaz denilen Erdoğan için anayasa değiştirildi. Devletin izni ve projesi olmadan o dönem bu değişiklik yapılamazdı. Muhalif gibi görünen Deniz Baykal da devletin adamıymış ki bu projeye destek vererek Erdoğan’ın önünü açtı” dedi. Ayrıca BOP kapsamında Ortadoğu'da (Irak, Libya, Suriye) milyonlarca insanın öldüğünü hatırlatarak, bu projeye onay veren herkesin ahirette hesap vereceğini ekledi.
“Parti Yoluyla Bir Şey Elde Edilemez”
Perinçek’in “Silahın yoksa iktidar da yok” mesajının siyasi partiler eliyle bir şeyler değiştirmeye çalışan iyi niyetli Müslümanlar için bir uyanış vesilesi olması gerektiğini söyleyen Alparslan Kuytul, demokratik sistem üzerinden köklü bir değişim yapılamayacağını savundu.
Türkiye'de bugüne kadar sistemin istemediği hiçbir iktidarın barındırılmadığını, ya sandık hileleriyle engellendiğini ya da darbelerle devrildiğini belirten Kuytul, Müslümanların kurtuluşu parti kurmakta değil, millete İslam'ı anlatarak halkı kazanmaktaaraması gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Kuytul'un konuşmasının tamamı şöyle:
“Doğu Perinçek demiş ki: “İmamoğluların, Özgür Özellerin silahlı gücü yok. Nasıl iktidar olacaklar? İktidar olması için silahları olması lazım. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk polisi içindeki güçlerini kaybettiler. Silahlı kuvvetleri olmadığı için de onlara iktidar yok.” Bakar mısınız, tam bir darbeci konuşması; silahlı gücünüz yoksa size hükümet vermeyiz diyor. Yani zorla alabilirsiniz ancak zorla alacak gücünüz var mı, yok, o halde biz sizi her türlü engelleriz demeye getiriyor.
AKP iktidar... AKP'nin silahlı gücü mü vardı, silahla mı o makama geldi? Demek istiyor ki evet, AKP'nin silahlı gücü yoktu ama silahlı güçler onu destekledi, onunla iktidara geldi. Silahlı güçler yani devlet mekanizması desteklemeseydi Erdoğan mahalle muhtarı olamıyordu. Çünkü Erdoğan'ı da hapse attılar birkaç aylığına; bu birkaç aylık hapisler bana hep şüpheli gelir, bunu söyleyeyim. Yani gerçek bir dava adamı hapse girdi mi birkaç ayda çıkamaz. Birkaç aylığına böyle hapse attılar, böylece milletvekili olması ve siyasete girmesini engellemek istedi bazı güçler. Fakat büyük güçler onun iktidarda olmasını isteyince, Büyük Ortadoğu Projesi'nin gereği olarak kendisi namaz kılan, İslami bir kökenden gelen, karısı başörtülü böyle bir başbakan lazımdı, böyle bir cumhurbaşkanı lazımdı; proje bunu gerektiriyor. Ecevit'le Büyük Ortadoğu Projesi olmuyor, Özgür Özel'le de olmuyor, böyle birisi gerekiyordu.
Onun için her ne kadar Türkiye'deki katı laikler ve Kemalistler Erdoğan'ı hapse attırdılarsa da, Amerika ve bazı güçler devreye girip Türk devletini de ikna edip anayasayı değiştirdiler. Deniz Baykal'ın desteğiyle Erdoğan için anayasa değişikliği yapıldı ve Erdoğan siyasete girebildi. Normalde mahalle muhtarı bile olamıyor diyorlardı o zaman, kanun öyleydi, anayasa da öyleydi; Erdoğan'ın hatırına bir kişi için anayasa değiştirildi. Devletin izni olmadan, devlet bu projeyi kabul etmeden anayasa değişikliği yapılamaz ve onun da önünü açan Deniz Baykal oldu. Deniz Baykal desteklemeseydi anayasa değişikliği yapılamıyordu, Deniz Baykal da devletin adamıymış demek ki. Muhalif görünüyor da neye muhalif, devlete muhalif değil, sisteme muhalif değil; neye muhalif olduğu, hayatı, yaptıkları ve konuşmaları ortada. Devletin projesini uyguladı, Erdoğan'ın önünü açmak için anayasa değişikliğine oy verdiler CHP grubu o zaman.
Erdoğan'ın evet silahlı gücü yoktu ama silahlı güçler onun Amerika tarafından istenildiğini gördüler ve kabul ettiler. Büyük Ortadoğu Projesi'ni Türk devleti kabul etti. Bu proje kapsamında zulmen öldürülmüş bütün insanlar, bu projeyi kabul edenler onlardan mesuldürler ve Allah'a hesabını verecekler. Bu proje kapsamında milyonlarca insan öldürüldü Amerika ve müttefikleri tarafından. Bunun bir hesabı var, tabii ki Allah azze ve celle kimsenin yaptığının yanına bırakmaz. Irak'ta, Libya'da, Suriye'de öldürülen milyonlarca insan Büyük Ortadoğu Projesi hatırına öldürüldü ve devlet bu projeye evet dedi. Bu projenin sonunda milyonların öleceğini anlamamış olamazlar; “biz böyle bilmiyorduk” deseler de kimse buna inanmaz, bal gibi de bilerek bunu kabul ettiniz. Amerika bugüne kadar nereye girmiş de milyonları öldürmemiş ki?
Şimdi Doğu Perinçek'in lafına bakın; silahlı gücünüz yoksa iktidar olamazsınız diyor. Yani seçim yalan demek istiyor, demokrasi yalan demek istiyor. “Ne kadar oy alırsanız alın hepsi hikaye, bilgisayarın başında bütün rakamları değiştiririz olur biter” demek istiyor. “Sandıkların başına ne kadar adam koyarsanız koyun, biz o adamları da hallederiz, rakamları da hallederiz, ruhunuz bile duymaz” demek istiyor. Silahlı kuvvetlerin izin vermediği kimse hükümet olamaz, bu ülkede silahın dediği olur, ülkede gerçek iktidar devlettir ve silahlı güçlerdir demek istiyor.
Normalde bunu başkası söylese derhal mahkemeye verirler. Perinçek de devlet olduğu için böyle konuşur ve bir şey olmaz. Nasıl ki MHP'nin, Devlet Bahçeli'nin dediği sözü bir başkası söyleseydi aynı saatte hapse atarlardı. “Apo'yu çıkartalım gelsin burada konuşma yapsın, silah bırakılsın şöyle şöyle olsun, ondan sonra hapisten çıksın gelsin burada partinin başına geçsin, parlamentoda konuşma yapsın” demişti ya, bunu o değil de bir başkası söyleseydi aynı saatte hapse atılırdı. Ama o söyleyince bir şey olmaz çünkü o devlettir, devlet onu konuşturuyor. Zaten bu işi bilenler bilir ki Devlet Bahçeli de devlettir, devleti temsilen konuşmaktadır, kendi kafasından konuşmaz. Konuşmaların hepsi yazılıdır, yazıdan okumaktadır, yazıyı önünden alıverin kendiliğinden bir şey konuşmaz, herkes bilir. O konuşuyorsa bu devletin görüşüdür, Perinçek konuşuyorsa devletin bir diğer kanadının görüşüdür ya da iki kanadın da birden görüşü olabilir. Devletin iki ana kanadı var ama sonuçta ikisi de laiklikte ve Türkçülükte birleşiyor.
Yani Perinçek'in söylediği şey öyle basit bir şey değil, yutulacak bir şey değil. Silahın yoksa iktidara gelemezsin demek, bu ülkede normal yolla iktidara gelinemez, gelenlerin hepsinin arkasında silahlı güçler vardır demek mi istiyor? “Bu ülkede normal yolla iktidara gelinemez, seçim sandığı bizim elimizdedir, istediğimizi iktidar yaparız” bunu mu söylemek istiyor?. “İktidara gelmek istiyorsanız silahlanmanız lazım, terör eylemleri yapmanız lazım” mı demek istiyor? Yani “terörist olacaksınız, ondan sonra da biz size terörist damgası vuracağız ve hapse atacağız” onları tuzağa mı çekmek istiyor?. Velhasıl Perinçek'in konuşması önemli ama önemli olduğu kadar tehlikeli ve Türkiye gerçeklerini yansıtmaktadır.
Şimdi bazı Müslümanlar parti yoluyla bir yerlere gelmeye çalışıyorlar. Bakın Perinçek böyle konuşuyor; silahın yoksa iktidar da yok diyor, silahlı kuvvetlerin dediğine ve hizasına gelmelisin, gelmezsen sana hiçbir şey yok diyor. İyi niyetli bazı Müslümanlar, parti yoluyla bir şeyler yapmaya çalışanlar, 60 yıldır bir şey yapamadıklarını görmelerine rağmen hala bir şey yapabileceklerini zannedenler bunları duysunlar. Bu ülkede demokrasinin olmadığı konusunda herkes müttefik. Bakın Perinçek'in lafı ve manası budur; bu ülkede demokrasi yoktur, silah vardır, silahın dediği olur diyor. Peki demokrasinin olmadığı bir ülkede demokratik yolla mücadele ne kadar mantıklıdır? İşte Perinçek'in cümlelerinden anlaşılıyor.
“Silah da bizde, istediğimizi destekleriz, gerekirse istemediklerimiz iktidara gelecek olursa deviriz, çünkü silah bizde” diyor. O halde Müslümanlar başka bir yol bulmalılar; o da milleti kazanmaktır, millet İslam'ı öğrenecek. Yoksa parti yoluyla hiçbir şey olmayacağı ortadadır. İşte düzenin sahiplerinin bakışı budur; alenen “silahın varsa karşıma çık, yoksa ezer geçeriz” diyor. Türkiye gerçeği budur; bugüne kadar ne zaman istemedikleri bir iktidar olduysa devirdiler ya da istemediklerini zaten o makama getirmediler, seçimde hileler yaparak, rakamlarla oynayarak hallettiler.”

Doğu Perinçek Ne Demek İstedi?
‘Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'nun silahlı güçleri yok iktidar olamazlar’ çıkışının tartışılmasının ardından OdaTV'ye konuşan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ne demek istediğini şu sözlerle açıklamıştı:
“İmamoğlu ve Özgür Özel'in silahlı gücü Fethullahçı Terör Örgütü gladyosuydu. Yani Amerika Birleşik Devletleri'nin NATO ülkelerindeki yeraltı silahlı örgütlenmesiydi. Hepimiz biliyoruz, NATO'ya girdiğiniz zaman sizin devletinizin ordunuzun içinde bir silahlı güç kurulmasına da izin vermiş oluyorsunuz. NATO'nun tüzüğünde de var. Bunu en çok Türkiye çekti.
12 Mart'ta 1971 yılında darbe oldu. 12 Eylül 1980'de darbe oldu. 15-16 Temmuz 2016'da darbe oldu. Kim yaptı bunları? İmamoğlu ve Özgür Özel'in bel bağladığı veya mensubu olduğu camianın silahlı gücü yaptı. Ama onu kaybettiler. 2014'te bizim Vatan Partisi önderliğinde Silivri duvarlarını yıkmamızdan sonraki süreçte bir darbe teşebbüsünde bulundu Amerika. 15-16 Temmuz 2016'da ezildiler. Arkasından ne oldu? 24 bin subay, 200'e yakın general tasfiye edildi ve şu anda Türkiye'nin hapishanelerinde NATO generalleri yatıyor. İşte o Türkiye'nin hapishanelerinde yatan NATO generalleri aynı zamanda Özgür Özel'lerin, İmamoğlu'ların silahlı gücü. FETÖ mensubu olan FETÖ bağlantılı 30 bin polis tasfiye edildi.
‘Silahı Olmayan, Ordusu Olmayan Bir Devlet Ve İktidar Olmaz’
Dolayısıyla onların devlet iktidarı olma şansları, devlet iktidarını yönetme şansları ortadan kalktı. Çünkü devletin temel gücü nedir? Ordudur, silahlı güçtür sonuç itibariyle. Yani silahı olmayan, ordusu olmayan bir devlet ve iktidar olmaz. Bunların tüm silahlı kuvvetlerinde, Türk polisinde, ondan sonra onlar aracılığıyla bir hükümet etme, iktidarlarını yürütme şansları yok. Çünkü tamamen Batı emperyalizmine sığındılar. Türkiye'de bir devlet iktidarını kullanma, devletin zor gücünü, yaptırım gücünü kullanma şanslarını da kaybettiler. Dolayısıyla bunların, hükümet olma şansları kalmadı.”
Kaynak: Medya Haber | Haber Merkezi