Diğer milletleri bilemem ama Türk milleti olarak bazı şeyleri kararında yapamıyoruz. Hep bir aşırıya kaçma merakı kol geziyor içimizde. Akıllı telefonlar, elektronik kitaplar, tabletler ve niceleri…

Ömrümüzün orta yerine bir panayır gibi kurulmuş adeta. Sosyal medyada paylaşım yapmanın her şeyin önüne geçtiği bir devirde birine ‘’en son hangi kitabı okudun?’’ demeye korkar olduk. Teknolojiye ayırdığımız vaktin,yaptığımız tüm eylemlerin üzerine çıkmış olması bizi köklerinden kopmuş bir toplum olmaya itiyor. Kendi tarihini bilmeyen, araştırmayan, bilinçli kararlar veremeyen ve en önemlisi toplum içinde kendini ifade edemeyen bireyler haline geliyoruz. 

Okumuyoruz! Bilmiyoruz mesela sarı sayfalı bir kitaba dokunmanın hazzını, sahaftan alınan bir kitabın o kendine özgü kokusunu bilmiyoruz! Eğer okuduğumuz kitabın sonu şehirlerarası bir otobüs yolculuğuna denk gelmişse ve hikayesi kıskıvrak sıkıştırmışsa bizi bir camın kenarına, gözyaşlarımızı etraftan gizlemenin o tatlı telaşını bilmiyoruz. Bilsek bu kadar gecikir miydik devrin o muhteşem yazarlarına? 

Ne zaman unuttuk o güzel kelimeleri? En son lisede yazdığımız edebiyat defterinin arkasında mı kaldı söz sanatları? Akrostişin aşk mektuplarına iliştirildiği zamanları özlememek elde değil.

Aynı kelimeler etrafında dönüp duruyor dilimiz. Tepki verdiğimiz kişiler değişse de, verilen tepkilerin hep aynı oluşu bizi düşündürmeli. Günlük hayatta kullandığımız 300 bilemedin 500 kelimenin dışına çıkamıyoruz bu kadar mı kaybolduk emojilerin arasında? Hangi sanal uygulamanın içine gömdük deyimleri, atasözlerini? Hangi asimile topluma özenirken unuttuk Sabahattin Ali’yi, Halit Ziya’yı, Tevfik Fikret’i…

Edebiyatla içli dışlı olmasam bu kadar farkındalık taşır mıydı benim için bunlar bilinmez. Büyük ansiklopedilerde dönem ödevi konumuzu aradığımız zamanlarda kaldım ben, teknolojinin bizi esir almış olduğu düşüncesi adeta dehşete düşürüyor.

Kaybedilmişlikler var elbet ama kazandıklarımız da var farkındayım. Bazı eğitimciler çarpıklaşan eğitim sistemine karşı inatla yol göstericiliğinden ödün vermiyor. Öğrenciyi kazanma telaşı içinde her biri. Tek gayeleri ise ‘’Öğrenmeyi öğretmek’’

Umut ediyorum bir zaman gelecek ve teknolojinin kölesi olmayan bir nesil de yetişecek. Sussun, yeter ki uslu uslu otursun diye, çocuklarınızın ellerine tutuşturduğunuz o tabletlerin de zamanı geçecek. Daha bilinçli aileler yetişecek ve kaliteli zaman artacak.

Metro yolculuğu boyunca elinden kitabını bırakmayan insanlara öcü gözüyle bakılmayacak. Okulun kütüphanesinde sessiz sessiz yeni çıkan kitapları tartışacak küçük bir arkadaş grubu. Mücevherle gerdanını, makyajla yüzünü süslemekten çok daha güzel olan beyni süslemenin ehemmiyeti artacak.

Bir gün teknolojinin bizi asosyalleştiğimiz yerden çıkardığını görür müyüz bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var o da lisede evlerimize masaüstü bilgisayarı sadece ders çalışmak için alıyoruz dediğimizde yaşadık ilk kaybımızı.

İpin ucunu orada kaçırdık bir daha da tutamadık zaten…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.