Prag’a kadar gelmişken iki güzel şehri adım adım gezmeden dönmek olmazdı.Bireysel Prag gezim öncesinde ekstra turlarla gezilen yerleri araştırıp,kendi gezimi kendim organize ettim. Böylece hem çok daha az ödeyip hem de birilerine bağlı kalmadan salına salına, güle oynaya, özgürce tam da istediğim gibi keşfedebildim Bohemya bölgesini! Hlavni Nadrazi tren istasyonundan gidiş-dönüş biletimi aldıktan tam 1 saat 15 dakika sonra KUTNA HONA’ ya vardım…Reklam panosuna asılmış şehir bilgisini inceledikten sonra (turist bilgilendirme ofisi bulamadım) en akıllıca kararın trenden inen Çinli turistleri takip etmek ! ve yönümü bulmak olduğunu düşündüm  Nasıl olsa onlar önemli olan her noktaya gidip ,bol bol fotoğraf çekeceklerdi.

Tren istasyonuna 15-20 dakika yürüme mesafesindeki Bakire Meryem Katedrali’ne vardığımda Çinlileri terk ettim.. Hayatımda gördüğüm en yalın,sadece pek fotoğraflık olmayan bu kilisede bakıp,düşünüp ,çekecek ne bulabilir ki insan… Hızlı adım uzaklaştım artık yolumu bulabilirdim…Yön bulmak konusunda  tam bir turist dayanışması yaşanıyordu zira pek yerli halka rastlayamadım. Öyle ki otobüs dahi görmedim!Tüm şehri sabahtan akşama kadar yürüdüm,yürüdüm… Meryem Katedrali, Cizvit okulu, ST Barbara Katedrali, Darphane, Maden müzesi ve tabii ki asıl hedef, Sedlec Şapeli (kemikli kilise) için 270 krona tek bilet alabilirsiniz.Ben ilk katedralden sonra sadece kemikli kilise için bilet aldım ve diğer yerleri yüzeysel, görmek için gördüm!

Kemik Kilise (Sedlec Ossuary ) ,içerisinde tam 40.000 insan kemiği bulunan ,gördüğüm en ilginç ,en korkutucu ,hayranlık uyandırıcı kilise !Kemiklerden yapılmış süslemeler,heykel,avize, resim ve Schwarzenberg aile arması inanın ürperticiydi.Lakin içlerinde Schwarzenberg aile arması,yine Türk düşmanlığını ,kinini,kuyruk acılarını aslında en çok korkularının göstergesi olarak –Türk’ün Gözünü Oyan Karga –iskeletini amblemlerine işleyecek kadar içerlenmiş olmalılar!Ne kadar etki bırakmışsak Avrupa’da ,hemen hemen çoğu şehirde bir nefret göstergesi bulabiliyorum…Burada da buldum ya pes dedim  Adını dahi bazen  düzgün söyleyemediğim :P  KUTNA HORA ‘ya hiç yakıştıramadım  An itibari ile kilisedeki kemiklerden değil,yerel insanlardan korkmaya başladım …ya türk olduğumu anlarlarsa gözümü oyarlarmı diye  Neyse ki herkes turist, sorun yok.  

Bu amblem Schwarzenberg ailesinin Raab Savaşında Türkleri yenmeleri sonucu sembolik olarak yapılmış…Aslında Osmanlı,kaleyi almış lakin biraç yıl sonra barış antlaşmaları yapılırken kaleyi geri almışlar… Yani savaşmak şöyle dursun,göz oyma ,vurma kırma ,hiçbiri olmamış…Hayallerini ambleme dökmüş olmalılar  Yada gözümüzü açmazsak Türkler böyle oyarlar diye askerleri gaza getirmek amaçlı yapmış,olabilirler. Birçok-teori-üretebiliriz.



Dünyada eşi olmayan Kemik Kilisenin hikayesi ,1218 de Abbt Henry nin(baş rahip) Kudüs’e gitmesi ve oradan toprak getirip buraya serpmesiyle başlar.1510 lerde ,burayı kutsal gören halk,gömecek daha fazla yer bulamamaları üzerine babalarını ,dedelerini bu esere malzeme yapmışlar.. Shwartzenberg tarafından, Franktisek Rink'e dekore ettirilen şapele ,İsa monogramı ve kadehleri de yaptırtmayı ihmal etmemiş…Tabii hiçbiri karga başyapıtı kadar mutlu etmemiştir onları …Franktisek, imzasını bile kemiklerden atmiş artık nekadar profesyonel,anlayın!  





Türk’ün gözünü oyan karga saçmalığı :/

Özetle ilginç bir yer…Gezerken acaba canlanır mı bunlar diye sormadan yapamıyorsunuz kendi kendinize. Bir de bahçesi var…o da ayrı ilginç mezarlarla dolu…Yaşarken ölümü hatırlatarak insanlara ders vermek amaçlı yapıldığı söylenen kilisenin ,hiç ama hiç inanmak istemediğim ama teoriden de ibaret olsa ,ihtimal dahilinde olan dekore amacı var …Rivayete göre 1218 de Haçlı seferlerinde öldürülülen 40.000 müslümanın kemiklerini ,gurur ve övünmek için ülkelerine getirtip ,kemiklerinden bir kilise yapılmışlardır.Ben bu ihtimale inanmak istemiyorum ve o dönemde çok yaygın olan kolera ve çeşitli hastalıklardan ölen insanları defnedecek yer bulamadıkları için böyle ilginç bir çözüm bulmuşlar ! alternatifini seçiyorum! Ve Sedlec’ten ,St Ba rbara Katedraline kafamda deli sorularla yürüyorum.


 
Kemik Kilisenin bahçesindeki enteresan mezarlar….

Bohemya Gotik mimarisinin önemli bir örneği olan katedral Madenciler Katedrali olarakta biliniyor… Gerçekten gösterişli,mistik bir havası var.Tam da fotoğraf çekmelik   Unesco Dünya Miras listesinde yer alan bu yapıt, bu bölgedeki gümüş madenlerinin ortaya çıkarılmasından sonra ,parayı bulan yani gümüş zengini olan Bohemya krallığı tarafından restore edilerek dönemin mimari anlamında ilk sırasını alır.Kutna Hora ya hakim bir tepede kurulmuş olan katedrale 15 derece altında bir sıcaklıkta giderseniz mutlaka sıkı sıkı giyinin… Ben dondum.

St Barbara hakkında son bir not, Sefiller filminin seti olarak kullanılmış… ST Barbara Kilisesi… Şöyle bir poz verelim 



 Biraz ilerliyoruz ve karşımızda Cizvit okulu …Her ne kadar artık okul değil müze olsa da ilgimi hiç çekmedi,param cebimde kalsın dedim, yürüdüm gittim :) ! Tabii Cizvit okulunun yanından geçerken 13 adet Karl köprüsündeki gibi konumlanmış heykelleri inceledim..13 adet heykel Cizvit tarikatın en önemli kişilerini temsil ediyormuş…Peki neymiş bu Cizvitler? Demeden edemedim araştırdım ve hemen paylaşıyorum  Kendilerine İsa tarikatı diyen hristiyan Cizvitler 1534 de kurulmuş.Türkiye’de İsa’nın askerleri olarak biliniyorlarmış.Ben hiç duymadım demek ki Türkiye de aktif olarak varlar! En önemli alanları ,misyonerlik ve eğitim kurumları açmakmış… Bu kurumlara Vatikan tam destek verirken,dünya çapında hızla yayılmayı hedeflerlermiş. Kuruldukları yıldan bu yana, hülümetleri, din ve devlet adamlarını ,aydınları etkilerine alıp bir nevi saman altından su misali kendi ideolojilerini işlerler ve bu sayede büyüdükçe büyürlermiş. Halen faaliyetlerine devam eden topluluk ,sade ve yalın yaşantılarıyla tanınıp,lüksten uzak yaşar lakin birçok zengin iş adamı tarafından desteklenirmiş. Sizi bilmem ama bana tek bir kişiyi hatırlattı :/ 



Barbara Kilisesinden çıkarken 13 heykelli yoldan ilerliyoruz ve hemen yan okul Cizvit Okulu Hora’da hemen hemen heryeri gezip bitirmenin yorgunluğuyla trene doğru ilerliyorum.Ben bu kasabayı sevdim ,görülesi,sıra dışı bir yer…Prag’a kadar gitmişken olmazsa olmazlardan  
Birkaç dip not :: Hora’da kalmak için çok seçenek mevcut ve hemen hepsi uygun otel, hostel, pansiyon... Seçiminize bağlı… Ama kalmak 1 gün daha geçirmek gereklimi?Bence hayır zaten okadar kemik ,kafatasından sonra geceyi orada geçiremezdim sanırım  Ama olur da geçirseydim, paraya kıyıp kesinlikle Chateau Trebesice Otel’de kalırdım. O nasıl bir atmosferdir !!!
Yazımın ilk cümlesinde; Prag’a gelmişken 2 şehre uğramadan olmazdı demiştim…Diğer şehir < Karlovy Vary , yine benim objektifim ve gözümden bir sonraki yazımda…
Hayat kısa, kuşlar uçuyor  Bir Cemal Süreya klasiğiyle yazımı sonlandırıyorum…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aysun 4 ay önce

Seni tebrik ediyorum arkadaşım, devamını bekliyorum.

Avatar
Emine Eksi 4 ay önce

Cok güzel bir anlatım...

Avatar
Cemal 4 ay önce

Eğlenceli bir anlatım olmuş, tebrikler :)

Avatar
Pinar 4 ay önce

Bu çok hosuma gitti anlatiminiz ve sehri yasayor gibi hissetirmeniz sanki okurken bizde oradaymışiz gibi izlenim verdi bana gercekten guzel betimlemissiniz gezinizi elinize saglik umarim daha guzel yazilar ile yazmaya devam edersiniz yeni yerleri bekliyorum basarilar diliyorum